Son yazılar

20 Kasım 2014 Perşembe
BOĞAZ AĞRISINA ÖNERİLER


Kış aylarının yaklaşması ve hava değişimlerinin yaşanmaya başlamasıyla birlikte, gribalrahatsızlıklar artmaya başladı. Çevremizde hapşıran, elinde mendille dolaşan insanların sayısı arttı. Her ne kadar “aman bana bulaşmasın” diye uzak durmaya çalışsak da, maalesef çoğumuz hastalıklara yakalanıyoruz.

Gribal rahatsızlıkların, insana kendini yorgun hissettirmesinin yanı sıra boğazda şişliğe, kızarıklığa ve ağrıya sebep olması, en çekilmez yanlarındandır. Boğaz ağrısı, yemek yemeyi, hatta yutkunmayı zorlu hale getirebilir.
Boğaz ağrısı, her yaştaki kişide sıklıkla görülebilen bir rahatsızlıktır. Bu durumda bitki çaylarından yararlanabilirsiniz. Bitki çayları, vücudunuzu gevşetmeye ve boğazınızı yumuşatmaya yardımcı olur.


Ayrıca yatak odanızda buhar makinesi bulundurabilirsiniz. Bulunduğunuz ortamın kuru olması, boğazınızı daha çok kurutabilir. Tozlu ortamlarda bulunmamaya özen gösterin. Tozlu ortamlar, boğazınızdaki tahrişi artırabilir.
Gribal rahatsızlıkları ve boğaz ağrılarını evde kendi imkânlarınızla hafifletebilirsiniz. Bunun için öncelikle sıvı alımını artırmalısınız. 

Okaliptus, adaçayı, papatya gibi bitkilerin çayları boğazı yumuşatabilir. Bu çaylar vücudunuza da dinlendirebilir. Adaçayına bir miktar bal ve sirke de ekleyebilirsiniz.

Büyükannelerimizin bilindik yöntemlerinden olan, tavuk suyu çorbası da sizi rahatlatacaktır. Tavuk suyu çorbasının faydaları uzmanlar tarafından da dile getirilmektedir.


Sigara tüketen biriyseniz, en azından bir süre kullanmamanız iyileşme sürecinizi hızlandırabilir. Ayrıca sigara içilen ortamlarda da bulunmamaya dikkat edin.

Boğaz ağrısını yumuşatmak için ılık suya bal karıştırıp içebilirsiniz. Tuzlu su ile günde birkaç kez gargara yapabilirsiniz. Boğaz pastillerinden yararlanabilirsiniz.


Boğaz ağrısı beraberinde halsizliğe, kırgınlığa ve ateşe de sebep olabilir. Böyle durumlarda çok sıcak ya da tam tersi çok soğuk içecekler tüketmekten uzak durmak gerekir.  Baharatlı yiyecekler tüketmekten kaçının. Vücudu sıcak tutmak ve üşütmemek de oldukça önemlidir.


Evde aldığınız basit yöntemlerle boğaz ağrınız geçmiyorsa, mutlaka bir doktora görünün. Kendi başınıza ilaç almayın. Unutmayın, sağlık en vazgeçilmez, en kıymetli hazinemizdir. 


17 Kasım 2014 Pazartesi
Kış Aylarında El Bakımı :

Kış Aylarında El Bakımı :

Kış Aylarında El Bakımı :


Aslında tam kışa girmesek de kış aylarının soğuk ve üşüten havasını yaşamaya başladık.
Soğuk havalar ve evlerde, iş yerlerindeki merkezi ısıtma sistemleri cildimiz için kurutucu olmaktadır.

Cildin kuruluğu da sadece görünüm olarak değil sağlık açısından da son derece önemlidir.
Özellikle eller sürekli dış etkilerle, suyla, sabun ve deterjanlarla temas halinde olduğundan çok hızlı bir şekilde yıpranır ve özellikle lekeler yaşınızı ele verirler.

El ve tırnaklarınızda oluşan bazı değişimler de size bazı hastalıkları haber verebilirler bu nedenle cildinizde ve vücudunuzda oluşan değişiklikleri daha özenli bir şekilde takip etmelisiniz.
El bakımınızda öncelikle ellerinizi sıcak ve soğuk suya karşı korumaya çalışın. Sadece ılık su kullanmaya dikkat edin. Kullandığınız sabunlar cildinizle uyumlu, yumuşak formüllü olsun.


En önemlisi de ellerin nemlendirilmesi asla ihmal edilmemeli, her mevsim, ancak kış aylarında daha dikkatli ve özenli bir şekilde suyla her temas ettikten sonra eller nemlendirilmeli ve yumuşatılmalıdır.
Kullanacağınız el kreminizin güneş koruyucu özellik taşıması da ellerde lekelenme, UV ışınlarına bağlı kırışıklık, güneş yanmalarına karşı koruyuculuk sağlamaya yardımcı olur.

Özellikle gece yatarken daha yağlı ve yoğun formüllü bir ürünle ellerinizin bakımını yapınız.
Mümkünse ev işlerinizi yaparken kimyasalların etkilerine karşı ellerinizi korumak için eldiven giyin.
Hatta yemek yaparken, meyve soyarken de eldiven kullanarak ellerinizi bu gıdaların asidinden, renk vermesinden ya da mikroplarından koruyabilirsiniz.



Evinizde bulunduracağınız doğal yağlar olan Badem yağı, zeytinyağı da ellerinizin bakımını tamamlamaya yardım eder.

Temizlik ve hijyen sağlık açısından çok önemlidir. Ellerinizi gerektiğinde mutlaka ph değeri ellerle uyumlu bir sabun ve ılık suyla yıkayın ve mutlaka iyice durulayın.
Ancak gerekmedikçe ellerin sık sık yıkanması cilt için yıpratıcıdır. Cildin kurumasına ve kuruluk da ciltte daha kalıcı hasarlara ve cilt hastalıkları oluşmasına neden olabilir.


Eller kolayca yıpranır ve tıpkı yüzümüz ve vücudumuz gibi zamana karşı koyamaz ve yıpranırlar, yaşlılık belirtileri gösterirler. Ancak dış etkiler bu belirtileri daha da hızlandırır. Bu nedenle bırakın cildiniz olağan hızında yaşlansın ya da biraz daha bakımla bunu geciktirin, ama daha erken yaşlanma izleri oluşmasını önleyin.

Bilmediğiniz ve güvenmediğiniz yerlerde manikür yaptırmayın aksi halde elleriniz mikrop kapabilir pek çok ciddi hastalığa maruz kalabilirsiniz.


Eller ve cildimiz dört mevsim boyunca bakım ve korunmaya ihtiyaç duyar ancak soğuk havaları kurutucu etkisi ile cildin nemlendirilmesi unutulmamalı ve daha özenli bir cilt bakımı sağlanmalıdır.




12 Kasım 2014 Çarşamba
no image
SONBAHAR' DA RUH HALİ


Yaz mevsimi, sabahları Güneş’in gözlerimizi aldığı, pırıl pırıl başlayan günlerle doludur. Denizkenarları, parklar insanlarla doludur. Parklarda çocuk sesleri, kuş sesleri birbirine karışır. İnsanın içi enerji dolar, içinde kelebekler uçuşur. Bunları düşünmek bile, insanı gevşetiyor, rahatlatıyor.

Yaz mevsimin çoktan sonuna geldik. Sonbaharın sonlarına girdiğimiz bu aylarla, havalar erken kararmaya, güneş yerini kara bulutlara ve yağmurlara bırakmaya başladı. Havalardaki bu değişim çoğumuzun ruh halini de etkiledi.

Yazın sona ermesiyle birlikte, sabahları kalmak zorlaştı. Karamsar bir ruh hali insanların içini sarmaya başladı. Etrafımızda gergin, daha çabuk sinirlenen insanların sayısı çoğaldı. Hiçbir şey yapmama isteği yoğunlaştı. Genellikle hiçbir şey yapmama isteği, abur cubur tüketiminde artışa neden olur.

Elbette, Güneş’in çiçeklerin insana verdiği canlanma, enerji göz ardı edilemez. Ancak, her mevsimin ayrı bir güzelliği vardır. Eğer bu sıralar sık sık off layıp, puff luyorsanız, kendinizi bunalıma girmiş, canı sıkkın hissediyorsanız, silkelenip kendinize gelme vakti çoktan gelmiş de geçiyor demektir.


Öncelikle yaşam biçimine dikkat edin. Uyku düzeninizi oluşturun ve dengeli, yeterli beslenmeye dikkat edin. Unutmayın, uykunuzu yeteri kadar almadığınızda da yorgun, gergin ve keyifsiz hissedersiniz. Sabah kalktığınızda vücudunuzu esnetin ve yeni bir güne uyandığınız için şanslı olduğunuzu unutmayın. Sabahları kahvaltı yapmayı, muhakkak alışkanlık haline getirin. Günlük yürüyüşleri, yaşam rutininizin içine yerleştirmeyi deneyin. Havayı içinize çekerek ve yaşadığınız andan keyif alarak yapın bunu.

Arkadaşlarına vakit ayırın ve onlarla sohbet edin, daha da önemlisi gülümseyin. Etrafınıza gülümsediğinizde, insanların da pozitif bir enerjiye bürünebileceklerini göz ardı etmeyin. Siz etrafınıza karamsar, negatif bir enerji yaydıkça, aynı enerjiyle karşılanırsınız ve bu, içinden çıkılmaz bir bunalım hissini doğurur.


Yiyeceklerin de psikoloji üzerinde etkili olduğunu unutmayın. Hamur işleri, yağlı ve ağır yiyecekler, kendinizi ağır hissetmenize yol açar. Hafif, sağlıklı yiyecekler yemeyi ve bol sıvı tüketmeyi deneyin.

Yazın çok sıcaklarında sinemaya, tiyatrolara veya kapalı alanlara gidemediğiniz için, sonbahar-kış mevsiminde bu etkinlikleri yapabilirsiniz. Arkadaşlarınızda ev toplantıları, eğlenceleri düzenleyebilirsiniz. Evinizde, battaniyenin altında en sevdiğiniz filmi izleyebilirsiniz ya da kitap okuyabilirsiniz. Yağmur yağıyorsa, elinize sıcak kahvenizi alıp, dışarıyı izleyeblirsiniz.


Her mevsimin kendine has güzellikleri, özellikleri olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Kendinizi motive etmenin yollarını, kendinizde arayın. Unutmayın ki, yaşadığınız her şey aklınızda, kalbinizdedir. Kendi yaşamınızı ve duygularınızı yönlendirmek, yine sizin elinizdedir.


8 Kasım 2014 Cumartesi
SARI SAÇLARA BAKIM ÖNERİLERİ

SARI SAÇLARA BAKIM ÖNERİLERİ

SARI SAÇLARA BAKIM ÖNERİLERİ


Sarı renkler saçlar, çoğu zaman, havalı ve ilgi çekici görünür. Belki de çoğu kadın en az bir kere saçlarını sarı renge boyatmayı denemiştir.

Bir kere sarı rengi deneyip, beğenen çoğu kadın, bir daha sarı saçlardan vazgeçemez.

Gerçekten de sarı saç, ten renginize ve yüzünüze yakıştığında oldukça hoş görünür. Ancak sarı saçların bakımı ve kullanımını bilmek oldukça önemlidir.


Sarı saçların bakımı titizlik ve özen ister. Sarı saçlara sahip olmak için, saçın rengi açılır. Bu saç açma işlemi ise saçı yıpratır ve zarar verir. Özellikle de yaz mevsiminde Güneşin, havuz ve deniz suyunun etkisiyle daha da çok yıpranır.

Açıcıların kullanıldığı saçlar, koparak dökülmelere karşı daha müsaittir. Saç böylece sağlıklı ve hacimli görünümünü kaybedebilir.

Sarı saçlar, bakımlı ve sağlıklı olduğunda hoş görünür. Bu sebeple saç bakımına önem göstermek gerekir.


Öncelikle saçların daha sağlıklı uzaması için,  belirli aralıklarla saç uçlarından aldırmak gerekir.  Kendinize belirlediğiniz belli bir sürede, 2-3 ay gibi, saç uçlarınızdan aldırabilirsiniz.

Saç şekillendiriciler ve saç kurutma makinesi saçınızın daha çok yıpranmasına neden olabilir. Bunarlın kullanımını azaltmaya dikkat edin. Mesela saç kurutma makinesini kullanmak zorundaysanız, düşük ısıda ve uzaktan tutarak, saçlarınızı kurutabilirisiniz.

Eğer saç şekillendiricileri çok kullanıyorsanız, fön çektirmenin saçınızı diğer işlemlere göre daha az yıpratacağını unutmayın.


Belli aralıklarla güvendiğiniz markaların ürünleriyle saçlarınıza bakım yapabilirsiniz. Saçlarınıza bakım yaparken, doğal yağlardan da yararlanabilirsiniz. Ancak saçlarınıza her ürünü kullanamayacağınızı unutmayın. Saçlarınız deneme tahtası değildir. Her duyduğunuz ürünü kullanmayın, her uygulamayı saçlarınızda denemeyin.


Saçlarınız için mutlaka nemlendirici ürünler kullanın. Banyo yaptığınız suyun çok sıcak olmamasına dikkat edin. Ilık suyla alınan duş, saçların daha parlak görünmesini sağlayabilir. Ayrıca saç durulama suyunuza damlattığınız birkaç damla sirke, saçlarınızın daha parlak görünmesini sağlayacaktır.

Sağlıklı saçlara sahip olmak istiyorsanız, saç renginizde de çok fazla değişiklik yapmayın.

Unutmayın ki,  güzelliğinizin sırrı saç renginizde değil, saçlarınızın sağlığı, dolgun ve hacimli görünmesidir.



7 Kasım 2014 Cuma
Sonbahar Makyaj ve Saç Trendleri

Sonbahar Makyaj ve Saç Trendleri

Sonbahar Makyaj ve Saç Trendleri :


Bazı insanlar kendilerine yakıştırdıkları kıyafetleri, ruh durumlarına ya da o sezonun modasına göre seçerek kullanırlar, bazı kişilerin ise değişmez, ya da çok ufak farklara sahip bir giyim tarzları vardır ve bu kolay kolay değişmez.

Makyaj ve saçların da giysilerle uyumlu olması güzel ve daha etkileyici olur.
Saç ve makyaj da her sezon modaya uygun olarak değişir, Herkes bunu kendi tarzına göre yorumlayabilir.



Her yeni yılın mevsimlerinde yeni makyaj ve saç trendleri ortaya çıkar.

2014 sonbahar modasında kedi gözler dikkat çekiyor. Modacıların son zamanlarda tercih ettiği kedi gözü yapmak fazla zor değildir. Öncelikle gözlerle uyumlu şekilde kaşları şekillendirilmesi, seyrek bölümlerin uygun bir kaş kalemi ile boyanması ve boşlukların doldurulması gerekir. Kaşın uç kısımları, düz bir çizgi halinde düzeltilir ve hafifçe uzatılır.

Ardından göz kapağına uygulanan eye liner daha uzun bir şekilde, kaşın bittiği noktaya kadar, hafifçe yukarı doğru uzatılmalıdır. En çok tercih edilen renk siyah olsa da farklı renkler tercih edilebilir. Göz makyajında mavinin koyu tonları da kullanılabilir.


Bu sonbaharda da parlak, metalik renkler moda, metalik ve açık renkler gözün iç kısımları tam göz kapağının üst ve orta kısmına uygulanarak daha parlak bakışlar yakalayabilirsiniz.



Nude tonları, açık pembeler de bu sonbaharın moda ruj renkleri olarak görülmektedir. Dudakların natürel görüntüsü çarpıcı bakışlarla daha etkileyici bir görünüm yakalamanıza yardımcı olacaktır. Tabii gece makyajında parlak kırmızılardan vazgeçmeden kullanabilirsiniz.


Doğal görünümlü natürel makyajlar da vazgeçilmez güzellikler arasında. Yine doğal görünümlü ve kalın kaşlardan da geri dönüş gözükmüyor, ince kaşlar hala kaldırdığınız raflarda kalacak.
Ancak dolgun ve uzun kirpikler de yine çok tercih edilecek. Bunu sağlamaya yardımcı makyaj malzemeleri ve takma kirpikler bu etkiyi yakalayabilmenize yardım edecek.


Bu mevsim saçlarımızda da öncelikli bakımlı ve canlı görünümlü saçlar diyoruz, ardından hafif kabarık ve hacimli saçlar öne çıkan modeller. İri dalgalar ve ortadan ayrılmış saçlar tercih edilebilir.
Ensede toplanan kuyruklar ve topuzlar da hanımların vazgeçemeyeceği modeller olacak. Romantik saç örgüleri de topuzlarda ya da saçın kuyruk kısmında uygulanabilir. Özellikle örgü modelleri hem günlük olarak hem de özel günler de kullanılabilir.

Islak görünümlü ve sık, tel tokalarla kaplanan saçlar da özellikle cesur ve farklı tercihlere açık olan kadınları seçebileceği saç modelleridir.


Tabii ki en önemlisi kendinize yakışanı seçebilmek olsa da bazen farklı saç ve makyaj modellerini uygulamak size iyi gelecektir.




6 Kasım 2014 Perşembe
DOĞRU OJE UYGULAMASI NASIL YAPILIR?

DOĞRU OJE UYGULAMASI NASIL YAPILIR?

DOĞRU OJE UYGULAMASI NASIL YAPILIR?





El ve tırnak bakımı, bakımlı görünmenin temel şartlarından biridir. Birisiyle ilk karşılaştığımızda elleri dikkatimizi çeker.

Kadınlar için tırnak bakımının en önemli parçalarından biri de oje uygulamasıdır. Koyu renkler, iddialı renkler veya soft renkler, tırnaklara bambaşka bir hava katar.

                                     

Oje sürmek, çoğu kadının vazgeçilmez bir alışkanlığıdır, tutkusudur.  Kıyafetinize, tarzınıza veya tırnak şeklinize göre uyguladığınız oje, bir anda havanızı değiştirebilir.

Oje sürmek, her ne kadar kolay ve basit bir uygulama gibi görünse de birçok inceliği ve ayrıntısı vardır. Öncelikle her şeyde olduğu gibi oje sürmenin bile bir modası vardır. Bir yıl koyu renkler moda olurken, bir yıl soft renkler moda olabilir, başka bir zaman da ise desenli tırnaklar ön plana çıkabilir. Aslında oje uygulaması, tarzımızın bir parçası, bütünleyicisi ya da aksesuarıdır diyebiliriz.

                                        

Hangi renk oje süreceğinize karar verme aşamasında, tırnak şekliniz, hangi mevsimde o lduğunuz önemli ayrıntılardır. Koyu renkler, kış rengi olarak düşünülürken, soft renkler ya da ten renkleri bahar renkleri olarak bilinir. Yazın ise cıvıl cıvıl renkler seçebilirsiniz. French oje uygulaması ise, her kıyafete, her mevsime uygundur ve elleri her daim bakımlı gösterir.

                                 

Uzun tırnakların koyu rengi, kısa tırnakların ise açık renkleri daha iyi taşıdığı düşünülmektedir.  Elbette bu zevke göre değişebilen bir şeydir.

Oje sürmeye başlamadan önce tırnaklar iyice temizlenmelidir. Ojeyi uygularken, tırnaklarınızın kuru olduğundan emin olmalısınız. Ojenizi uygulamaya başlamadan önce, tırnak koruyucu kullanabilirsiniz.

                                      

Oje sürerken ilk olarak orta kısmına, daha sonra sağ ve sol kenarlara uygulama yapılması önerilir. Ojenizi sürerken, fırçaya çok fazla oje almamaya dikkate edin. İkinci kat uygulamayı yapmak, hem ojenizin kalıcılığını artırır, hem de fırça izlerinin olması ihtimalini düşürür. Tırnak diplerine, sağlık açısından oje sürülmemelidir.

Oje uygulamasının üzerine tırnak parlatıcısı uygulamak, hem ojenin kalıcılığını artırır, hem de ojenin daha pürüzsüz, daha parlak görünmesini sağlar.
                              

                             

Her ne kadar, oje sürme alışkanlığınızdan vazgeçemiyor bile olsanız, mutlaka tırnaklarınızı dinlendirmelisiniz. Tırnakların uzun süre ojeli kalması, tırnak sararmalarına neden olur. Tırnakları belli bir süre dinlendirmek, sağlık açısından da önemlidir.

Ojelerle ilgili birkaç ipucu daha vermek gerekirse, ojelerinizin kurumasını önlemek için buzdolabında saklayabilirsiniz.  Oje kapağının yapışmasını önlemek için,  oje kabınızın ağız kısmına bir miktar vazelin sürebilirsiniz. Eğer ojelerinizin kıvamı çok yoğunlaşmışa birkaç damla aseton damlatabilirsiniz.

Unutmamanız gereken en önemli nokta ise, ojenin gerçekten güzel görünmesi için, ellerinizin ve tırnaklarınızın bakımlı olmasıdır. Bu yüzden tırnaklarınızı yiyorsanız vazgeçin, ellerinize ve tırnaklarınıza iyi bakın.

                              



5 Kasım 2014 Çarşamba
Ev Kazaları :

Ev Kazaları :

Ev Kazaları :




Ev içerisinde meydana gelen, bazen ölümcül sonuçlara bile neden olabilen olaylar ev kazası olarak adlandırılır.
Ev kazalarının çoğu aslında ihmal nedeniyle meydana gelmektedir. Her ne kadar görünmez kaza dense de pek çok kaza aslında göz göre göre gerçekleşir. Ayrıca bu kazalar en çok çocukların başına gelse de yetişkinler de bu kazalara çok sık maruz kalmaktadırlar.

Düşme sonucu yaralanmalar ufak sıyrıklarla atlatılabilirken, bazen de kırıklar, travmalar, yarıklar ile sonuçlanabilir. Evinizdeki zemin kaygan özellikteyse ya da yere dökülen, yer silmek için kullandığınız maddeler kayganlığa neden olabilir. Biraz da hızlıca yürümeniz ya da koşmanız şiddetli düşmelere yol açabilir. Kaygan zeminlerde çorap da kolay kayar ve evde koşturan çocuklar çorapla bu açık yerlerde kolayca düşerek kendilerine zarar verebilirler.  Eğer zeminde kayganlık hissederseniz vakit geçirmeden önlem alınız.



Bir de yüksekten düşme sonucu yaralanmalar vardır, bu yaralanmalar ölüme ya da kalıcı hasarlara neden olabilirler. Çocukların kafaları bedenlerine göre daha ağırdır, bu nedenle pencere, balkon gibi yerlerden kolayca düşebilirler. Yetişkinler de halı gibi ağır maddeleri taşıyarak sarktıklarında ya da cam silerken düşebilirler. Bu nedenle dikkatli olmakta cam silerken ve halı silkerken sarkmamaya, 
özen gösterilmelidir. Cam sağlam olmayabilir, cama yüklenmemek gerekir. Evde küçük çocuğunuz varsa balkon ve camları kapalı, hatta kilitli tutmaya özen göstermeli, cam önlerinde ve balkonlara üzerine çıkabileceği sandalye, koltuk, masa gibi eşyalar koymamalısınız.



En sık görülen kazalardan biri de yanıklardır. Sadece biraz dikkatle bu acı verici, ölümcül kazalardan korunabilirsiniz. Kaynar sıvıların dökülmesi ile oluşan yanmalar çok sık görülür. Ocak, soba ya da tezgahın kenarlarına, özellikle de çocukların ulaşabileceği yerlere bu araçlar konulmamalı, tava, çaydanlık gibi saplı mutfak eşyalarının sap kısımları en arka tarafa bakacak şekilde konulmalıdır.
Çocukların oynayabileceği kibrit, çakmak gibi yanıcı gereçler ulaşması zor, yüksek ya da kilitli bölgelerde saklanmalıdır. Açıkta bırakılan prizler de küçüklerin çok ilgisini çeker, bu tip alanlar özel kapaklarla kapatılmalıdır. Kesici ve delici aletler de yüksek ve sağlam bir yerde saklanmalıdır.


Bir anlık dalgınlık sonucu çocuğunuzun ulaşabileceği yere koyduğunuz çaydanlık ya da tencere, kızgın yağ ömür boyu unutamayacağınız acılar çekmenize neden olabilir. Özellikle de evde bir çocuk varsa dalgınlığa yer yoktur.

Bir diğer kaza çeşidi de zehirlenmelerdir. Evde içecek şişelerine konulan temizlik malzemelerinin yanlışlıkla içilmesi ile oluşan zehirlenmelere çok sık rastlanır. Bu yetişkinlerin de sıkça başına gelen bir kazadır. Ayrıca çocukların ulaşabileceği yerlerde bırakılan ilaçlar da çok tehlikelidir. Mümkünse evinizin yüksekte bulunan bir dolabına temizlik malzemelerinizi ve ilaçlarınızı koyabilirsiniz. Ayrıca zehirli, temizlik malzemelerini kendi şişelerinde muhafaza etmeniz de daha iyi olacaktır.



Bir de gıda zehirlenmeleri vardır, bunun için de tüketilen yiyeceklerin tazeliklerinden, yapıldığı malzemelerden, güvenirliliğinden emin olmanız gerekmektedir. Özellikle bilmediğiniz ot ya da mantar türü yiyecekleri, çözüldükten sonra tekrar dondurulmuş, uygun koşullarda saklanmadan uzun süre beklemiş yiyecekleri tüketmeyiniz. Özellikle bayat tavuk zehirlenmeleri de ölümcül olabilmektedir.


Boğulmalar da boğaza bir nesne kaçması ya da suyla gerçekleşebilir. Büyüklerin dediği gibi insan bir kaşık suda bile boğulabilir, asla çocuklarınızı su olan bir yerde yalnız bırakmayın. Su çocuklar için çok çekicidir, suyla oynamak, suyu ellemek için çocuklar her fırsatı değerlendirirler. Kova içindeki az bir su bile küçük bir çocuğun boğulmasına neden olabilir. Siz balkonu yıkarken banyoda dolan diğer bir kova ya da yerleri silerken içeri gittiğinizde boşta bıraktığınız az bir su bile çocuğun dengesini kaybederek içine düşmesine ve kısa sürede boğulmasına yol açabilir, benim başıma gelmez diye düşünmeyin, dikkatli olun.


Çocuğunuzun boğazına kaçabilecek küçük parçalı oyuncaklar ya da küçük parçalı leblebi, fındık gibi yiyecekler de tehlikeli olabilir. Bir de şekerlerin kağıtları, naylon poşetler, balon gibi parçalarda kolayca ağızlarına alabilecekleri ve boğaza yapışarak nefes almasını engelleyebilecek maddelerdir.
Çocuğun ağzında bir yiyecek varken koşmasına, gülmesine izin vermeyin ağzındaki yiyeceğin nefes borusuna kaçmasına neden olabilirsiniz.


Naylon poşetler, zincir, ip gibi maddelerde başına ve boğazına dolanabileceğinden çocukların ellerine verilmemelidir.

Özellikle ülkemizde sıklıkla görülen bir diğer zehirlenmeler de doğal gazdan ya da sobadan sızan gazlarla gerçekleşmektedir. Özellikle rüzgarlı günlerde dikkat ederek, bacanın temizliğini önemseyerek, bağlantıların doğru ve düzgün yapılmasına özen göstererek hayatınızı koruyabilirsiniz.
Aslında bunlar sadece ilk akla gelen kazalar, daha pek çok ateşli silahla oynarken meydana gelen, kesici ve delici aletlerin neden olduğu kazalar, kapıya sıkışan eller, masaların sivri köşelerine çarpan kafalar, önlem alınmadığı için çıkan yangınlar, sızan gazlardan oluşan zehirlenmeler de hem ülkemizde hem de dünya da sıklıkla görülmektedir.


Sadece biraz daha dikkatli ve özenli olunarak hayati önem taşıyan kazalardan korunabilir, çocuklarınızı koruyabilirsiniz. Sonucu ölüm olmasa bile ömür boyu hayatınızı etkileyebilecek sakatlıklar, acılardan sadece daha dikkatli olarak korunabilirsiniz.


4 Kasım 2014 Salı
OFİS ÇALIŞANLARINA ÖNERİLER

OFİS ÇALIŞANLARINA ÖNERİLER


OFİS ÇALIŞANLARINA ÖNERİLER


Ofiste çalışan kişiler, vakitlerinin çoğunu oturarak ve bilgisayar karşısında geçirirler. Uzun süre bilgisayar başında oturarak çalışmanın bir takım sakıncalarıdır.

Ofis çalışanlarının en sık şikâyet ettikleri konulardan biri boyun, sırt ve bel ağrılarıdır. Bu şikâyetleri en aza indirmek için, öne eğik biçimde oturmak yerine; dik, omuzlar geride ve baş normal pozisyonda tutulmalıdır. Çalışırken, kendinizi bu şekilde oturmaya şartlayın.


Oturduğunuz koltuk ya da sandalyenin sırt desteği olmasına dikkat edin, eğer yoksa beli destekleyen ortopedik yastıklar edinin. Kendinizi gevşetmek için belli aralıklarla omurganızı esnetmelisiniz.

Masadan uzak durmak yerine, masaya iyice yaklaşmalı ve klavyeye eğilmek yerine, sandalyenizin seviyesini ayarlamalısınız. Çok uzun süre oturur vaziyette kalmamaya ve kendi işlerinizi kalkarak kendiniz halletmeye çalışmalısınız.

Ofis çalışanlarının en sık şikayet ettikleri diğer konulardan biri de, dengesiz beslenmedir. Dışarıda ya da masa başında yeme alışkanlığı, fazla kilolara neden olmaktadır. Bunun önüne geçebilmek için, güne mutlaka kahvaltı ile başlamalısınız.

Kahvaltı, güne zinde ve dinç başlamanızı sağlar. Ofiste çalışma ortamında çoğu zaman öğün atlanır.  Öğün atlamak ise, motivasyon ve performans düşüklüğüne neden olur. Bu yüzden öğünler atlanmamalıdır.


Eğer yemeklerinizi dışarıda yemek zorundaysanız, sağlıklı ve hafif şeyler yemeye çalın. İş arasındaki abur cubur atıştırmalarınızdan vazgeçin. Ofisteki kutlamalarda ikram edilen, kalorili atıştırmalıklardan kendinizi geri tutmalısınız.

Ofis çalışanlarının alışkanlıklarından biri de sık çay ve kahve tüketimidir. Ancak çay ve kahve tüketimi, su tüketme isteğini azaltır. Daha sağlıklı bir yaşam için, çay ve kahveyi azaltarak, su tüketimini artırmalısınız.



Ofiste motivasyonunuzu düşürmemek için, kendinizi stresten uzak tutmaya çalışın. Tartışmalardan ve dedikodulardan kendinizi uzak tutmaya çalışın, işinize odaklanın.