BEBEKLERIN GELIŞIMI GEBELIK DE KILO ALIMI NATUREL MAKYAJ NASIL YAPILIR? GEBELİKTE BESLENME
ERKEKLER İÇİN KİŞİSEL BAKIM

Erkekler İçin Kişisel Bakım :



Günümüzün modern erkeği eski zamanlara göre daha fazla kişisel bakımına önem veriyor. Tıraş olmak, güzel kokmak, ağız ve diş temizliği, temiz ve şık giyinmek gibi bakımları ile kendine daha fazla özen gösteriyor. Bu bakımlar kişinin kendine olan güvenini arttırmak için de yardımcıdır.
Temiz, şık ve güzel kokan bir erkek toplumda da daha fazla kabul görebilecektir.


Piyasada, erkeklerin bakımları için pek çok farklı markaya ait ürün çeşidi bulunmaktadır.
Ne kadar şık olsanız, kaliteli giyinseniz de kötü koktuğunuzda, sarı dişlerle ya da yağlı saçlarla, uzun pis tırnaklarla oldukça itici olursunuz. Oysa düzenli olarak tıraş olan, her gün duş alan ve duş sonrası ter kokusunu önlemeye yardımcı ürünler kullanarak sosyalleşen erkekler artmakta.

Özellikle, toplumda çok itici olan ter kokusu için savaşmaya yardımcı pek çok ürün çeşidi bulunmaktadır. Bu ürünlerden roll on formunda olanlar direkt olarak koltuk altına uygulandıkları için daha fazla tercih edilmekte ve daha fazla işe yaramaktadır. Parfümler cilde ya da giysilere sıkılır ancak gün içinde sıklıkla koltuk altında oluşan ter kokusuna yeteri kadar çözüm olamaz.  Bu nedenle parfümler roll onlarla desteklemelidir. Antiperspirant özellikte olan ürünler ter kokusunu önlemeye yardımcıdır.

Doğal ter kokusuzdur ve renksizdir, ancak cildin yüzeyine çıkarken cildin doğal yağları ile birleşerek sarımsı bir renk alır ve kapalı kalan koltuk altı, ayak, kasık bölgelerinde koku oluşumuna neden olabilmektedir. Roll on ürünler koltuk altına uygulandığında ve yeteri kadar temiz olduğunuzda bu sorunla daha kolay savaşabilirsiniz. Ayrıca vücudunuz temiz olsa da giydiğiniz kıyafetlerin de temiz olması oldukça önemlidir. Kullanacağını roll onları deodorant ve parfümlerle destekleyebilirsiniz.

Terin kokmasına neden olan pek çok etken de bulunmaktadır. Özellikle baharatlı, soğan ve sarımsaklı yiyecekler de terinizin daha fazla kokmasına yol açabilir. Eğer ter kokusu ile ilgili bir sorun yaşıyorsanız bu gıdalardan uzak durmaya dikkat ediniz.



Ayrıca bir erkeğin tırnak ve ayakkabılarının da bakımlı ve temiz olması önemlidir. Özellikle bayanlar erkeğin dişleri, elleri ve ayakkabılarına dikkat etmektedir.  Bayanların beğenisini kazanmak istiyorsanız bu konulara da dikkat etmelisiniz. Günümüz erkeği sık sık manikür ve pedikür de yaptırmaktadır, kendiniz de evde tırnaklarınızı düzgün bir şekilde temizlemeye, kısa olarak tutmaya ve tırnak etleri için nemlendirici kremler kullanmaya başlayabilirsiniz. Bu şekilde yumuşak ve bakımlı ellere kavuşabilirsiniz. Tırnakların törpülenerek şekillendirilmesi de daha bakımlı ellere kavuşmanızda yardımcı olabilir. Özellikle de yenmiş tırnaklar oldukça itici bir görünüme neden olmaktadır.


Dişleriniz de özellikle de sigara kullanıyorsanız gün içinde en az üç defa fırçalanmalı, diğer ağız bakım ve temizlik ürünleri ile ağız temizliği desteklenmelidir.

Ayakkabılarınızı da her gün temizlemelisiniz bu da çevrenizdeki pek çok insanın ve özellikle de kadınların en çok dikkat ettiği konulardan biridir. Temiz ve ütülü kıyafetlerle de daha bakımlı görüneceksiniz.

Ayrıca fırsat buldukça spor yaparak hem sağlıklı  bir vücuda, hem de düzgün görünümlü bir fiziğe sahip olabilirsiniz.


Cilt bakımı da lüks olarak görülmekten çıktı. Erkeklerin cildi her ne kadar kadınlara göre daha yağlı ve kalın olduğundan dayanıklı olsa da mutlaka bir zaman sonra kırışmaya, sarkmaya, çizgiler oluşmaya başlayacaktır.Bu nedenle cildin temizlenmesi, nemlendirilmesi önemlidir. Erkekler ihmal etse de onların cildi de bakıma ihtiyaç duyar.


Kişisel bakımınıza özen göstererek hem toplumda kendinize daha fazla güvenebilir, hem de kadınlar tarafından daha çekici bulunabilirsiniz.


Devamını oku
BEBEK PUDRASI DEYİP GEÇMEYİN!

BEBEK PUDRASI DEYİP GEÇMEYİN!


Bebek bakımında kullandığımız pudraların pek çok kullanım alanı vardır.

Aslında bebek pudraları, bebek cildindeki tahrişi ve kaşıntıyı gidermek için kullanırız. Ancak bebek pudralarını, kendimiz için de pek çok şekilde kullanabiliriz.

Ayakkabılarınızda koku sıkıntısı çekiyorsanız, bebek pudrasından yardım alabilirsiniz. Koku yaptığını düşündüğünüz ayakkabılarınızın içini pudralayabilirsiniz.

Saçlarınız yağlandığında ve yıkayacak vaktiniz olmadığında, saç fırçanıza bir miktar pudra dökerek, saçlarınızı öne eğerek tarayabilirsiniz.


Üzerinizdeki bir kıyafete yağ döküldüğünde de yine bebek pudrasından yardım alabilirsiniz.

Bebe pudrası, teri ve nemi emme özelliği bulunduğundan yazın sıcak aylarında sizi terlemekten koruyabilir.
Temizlik işlerinde kullandığınız lastik eldivenlerin içine bir miktar pudra dökerek, kolayca giyebilirsiniz.
Ağda yapmadan önce uygulayacağınız bebe pudrası, canınızın daha az yanmasını sağlayabilir ve ağda yapmanızı kolaylaştırabilir.


Sadece bebek pudrası deyip geçmemek gerek. Pek çok alanda kullanabilir ve hayatımızı kolaylaştırabiliriz.


Devamını oku
BEBEKLERDE BİBERONDAN BARDAK VE KAŞIĞA GEÇİŞ

BEBEKLERDE BİBERONDAN BARDAK VE KAŞIĞA GEÇİŞ :



Bebeklerinizi kucağınıza aldığınızda dünyalar sizin olur, her anın mutluluğunu doya doya yaşamak ve hızla geçen zaman içinde her anın tadını doya doya yaşamak istersiniz. Bebeğiniz doğduğu andan itibaren pek çok şeye gereksinim duyacaktır. En büyük gereksinimi ise sevgi ve anne sütüdür. Onu bol bol kucaklayarak özellikle anne kokusu almasını sağlamaya yardım edin, Anne sevgisi kadar babasının sevgisini hissetmesi de önemlidir. 


Bebeklerin ruhsal, fiziksel ve zihinsel olarak düzgün gelişimleri için anne sütünün önemi çok büyüktür. Bebekler ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü almalı, gelişimleri normal ise 6. Aydan sonra ek gıdalara başlanılarak 2 yaşına kadar gıdalarla birlikte anne sütü alımına devam edilmesi önerilmektedir.

Ancak bazen ufak sorunlarla karşılaşılabilir, bebeğiniz anne memesini reddediyor olabilir, annenin sütü az geliyor ya da hiç gelmiyor olabilir, bebek sağlık sorunları gibi bazı nedenlerle anneden uzakta kalmak zorunda olabilir, bu ve bunun gibi durumlarda bebeklerinize biberon kullanarak beslenme sağlamak zorunda kalabilirsiniz.
Ancak biberon kullanımı doğru zamanda sonlandırılmalı ve bebeklerin bardak kullanma dönemine geçmesi gerekmektedir. Özellikle de bebeklere biberonla verilen şekerli gıdalar ve bebeğin sık sık biberonla beslenmesi, biberon içerken uyuması diş ve damak yapısında bozulmalara yol açabilir. Şekerli besinler dişlerin hızlı şekilde çürümesine neden olabilir.


Doğumdan itibaren biberon kullanan bebekler 6. aydan itibaren bu alışkanlıklarından uzaklaştırılmaya çalışılmalıdır. Biberonu bırakma dönemi hem bebek hem de anne için zorlu bir süreçtir, ancak biraz sabırla çözümlenemeyecek hiçbir şey yoktur. Biberon içmeye alışık olan bebeğiniz ağzına kaşıkla bir şeyler verdiğinizde boğulma hissine kapılarak diliyle besinleri ittirebilir. 


Ancak sabırla tekrar deneyerek alışmasını sağlayabilirsiniz. Bu tabii ki bir gün içinde olmayacaktır. Yine bu dönemde alıştırma bardakları da biberonu bırakmaya yönelik yardımcınız olabilir. Bebeğin kolayca tutmasına ve diş yapısına uygun olarak seçebileceğiniz alıştırma bardaklarından destek alabilirsiniz. Bu süreçte yine kaşıkla beslenme alıştırmalarına da devam etmeniz gerekir. Bebeğinizin alıştığı her yenilik de onu alkışlamak, cesaretlendirmek için yardım edebilir. Baba da bu dönem de bebeğin yanında olmalı, kaşıkla yediğinde onu kucağına alıp sevgisini göstermeli ve övgü sözleri ile bebeğin başarısını dile getirmelidir.

Bazı bebekler biberon alışkanlıklarından daha kısa bir süre içinde vazgeçebilirken bu süre bazı bebekler de daha uzun sürebilir, biraz sabır ve destekle sonuca ulaşabilirsiniz.


Bebeklerinizi büyütürken ufak sorunların, hastalıkların oluşması son derece normaldir. Sevgi ve ilgiyle pek çok sorunun üstesinden kolayca gelebilirsiniz. Ayrıca her bebeğin birbirinden farklı olduğu, farklı tepkiler ve farklı bir gelişim gösterdiği unutulmamalıdır.






Devamını oku
BEBEKLERDE TIRNAK BAKIMI

BEBEKLERDE TIRNAK BAKIMI


Bebeklerin cildi hassas ve narindir. Özellikle ilk doğduklarında onların tenine, yumuşacık ciltlerine dokunmaya bile kıyamayız. Onların masumluğu, narinliği karşısında kendimizi çoğu zaman kirli hissederiz.

Bebeği sevmeye bile korkarken, bakımını, temizliğini, banyosunu nasıl yaptıracağımızı kara kara düşünürüz.
Bebek bakımında endişe duyulan adımlardan birisi de tırnak kesimidir. Bebeklerin tırnakları da tıpkı ciltleri gibi ince ve kırılgandır. 

Birçok bebeğin tırnakları, doğduklarında uzundur. Bebekler tırnaklarıyla yüzlerini çizebilirler ve bu durum bebek sakıncalı olabilir. Ayrıca bebek uzun tırnakları ile kendisine zarar verebileceği gibi, uzayan tırnaklarda kir ve zararlı maddeler yer edinebilir.


Bebeğin tırnağı ilk kez kesilecekse, bu durum elbette tedirgin edici, endişe verici olabilir. Korkularınızı ve endişelerinizi öncelikle bir kenara bırakmalısınız. Eğer ilk kez bebeğinizin tırnaklarını kesecekseniz, tecrübeli bir yakınınızdan yardım alabilirsiniz.

Bebeğin tırnağını kesmek için, uyumasını bekleyebilirsiniz. Eğer uyku sırasında tırnak kesmeyi tercih etmiyorsanız, bebeğinizi emzirdikten sonra veya banyo yaptırdıktan sonra da kesebilirsiniz. Her iki durumda da bebeğiniz rahatlamış olacağından daha az huzursuzluk yapabilir. Ancak sizin endişeli haliniz, bebeğin daha çok korkmasına ve huzursuzluk yaşamasına neden olabilir.


Bebeğin tırnağını kesmek için, en uygun ürünü seçmelisiniz. Yetişkinlerin tırnak makası ile bebeğin tırnakları kesilmez. Bebekler için özel tasarlanmış, ucu yuvarlatılmış tırnak makaslarını tercih etmelisiniz.

Kağıt törpü ile de tırnakların keskin ve pürüzlü kısımlarını yumuşatabilirsiniz. Eğer bebeğin tırnakları hala keskin ve pürüzlü kalıyorsa, bebek eldiveni kullanılmalıdır. Bebekler tırnaklarıyla ciltlerine zarar verebilirler.
Bebeğin ayak tırnaklarının düz kesilmesi gerekir. Yuvarlak kesmeniz batık oluşmasına sebep olabilir. 


Bebeğin el tırnakları daha hızlı uzarken, ayak tırnakları daha geç uzar. El tırnaklarını haftada bir kesmek gerekirken, ayak tırnaklarını ayda bir kesmek yeterli olabilir.

Bebeğinize karşı her zaman sabırlı olun, unutmayın ki sizin bakımınıza ve ilginize muhtaç durumdalar.



Devamını oku
Kış Aylarında Sıcaklıktan Tassaruf Etme Yolları:

Kış Aylarında Sıcaklıktan Tassaruf Etme Yolları:


Soğuk kış aylarında daha iyi ısınmak için pek çok ısıtıcı çeşidi kullanılır. Elektrikli sobalar, doğal gaz ya da kömür kaloriferleri, tüplü sobalara, klima, odun ve kömür sobaları kullanılabilir, bazı evlerde ise yerden ısıtmalı sistemler kullanılabilir. Ancak çok soğuk günler de yüklü faturalara ödeseniz de yeteri kadar ısınamayabilirsiniz. Bu durumda bazı tedbirler alarak sıcaklıktan daha fazla yararlanabilirsiniz.


İlk olarak içeri soğuk girmesini en aza indirebileceğiniz bir işlem olarak kapı ve pencere pervazlarında içeri hava giren yerlerin kapatılmasını sağlayabilirsiniz. Macun ya da silikon tabancası kullanarak pencerenin ve kapının pervazları iyice kapatılabilir. Hava soğuk ancak güneşli ise bu saatlerde camların güneş sıcaklığını alması için perdeleri açabilirsiniz. Ancak güneş kaybolduğu ve etkisini yitirdiği an camlara kalın perdeler asılarak sıcaklığın içeride daha fazla kalması ve soğuğun içeri girmemesi için yardımcı olabilirsiniz.


Isıtıcıların duvar taraflarına alüminyum folyo koyarak ısının daha iyi iletilmesi ve yayılmasını sağlayabilirsiniz. Folyoyu kalın ve büyük bir karton etrafına sararak kullanabilirsiniz. Straforlar da aynı işi görecektir.

Sıcak su torbaları da hem yatarken hem de otururken sizi ısıtacaktır. Üzerinize orta kalınlıkta, birkaç kat giysi giyin. Sıcak bir kahve ya da çorba ile de içinizi ısıtabilirsiniz.


İnsanlar genellikle soğuğu en çok ayaklarından alırlar. Bu nedenle evinizde halının olmadığı bölgeleri küçük halı ya da paspaslarla tolare edebilirsiniz. Yerlerdeki çıplak alanı kapattığınızda yerin soğukluğunu da önlemiş olursunuz. Ayaklarınıza kalın çoraplar ve üzerine içi peluş olan terlik veya patikler giyerek de ayaklarınızın da daha sıcak hissetmesini sağlayabilirsiniz.



Pek çok evlerde hanımların yaz ve kış aylarında kullanacağı halılar da farklıdır. Kışın daha kalın ve büyük halılar kullanan hanımlar yaz aylarında ise ince ve küçük halılarını yaymak isterler.
Vücudunuzu sıcak tutacak içlikler giyilerek de daha sıcak hissetmeniz sağlanabilir. Hırkalar da ev içinde sizi ısıtacaktır.

Banyo yapmadan önce, sıcak suyu bir kova içine doldurarak banyonun soğukluğunu biraz olsun kırabilirsiniz ve evde yaşayan kişiler arka arkaya beklemeden yıkandıklarında banyonun sıcaklığından daha fazla faydalanabilirler. Özellikle çocuklar yetişkinlerden sonra yıkanarak onların ısıttıkları banyonun sıcaklığından daha iyi faydalanacaktır.

Özellikle yatağa ilk girdiğiniz an çok soğuk hissedebilirsiniz, özellikle de havası daha nemli olan bölgelerde yatak size ıslakmış gibi gelecektir, bu nedenle kullanabileceğiniz elektrikli battaniyeler yatağınızı ısıtabilir ya da elektrikli battaniyeniz yoksa tüylü bir peluş battaniyeyi çarşafın üstüne serdikten sonra yorganın altına da yine bir battaniye kullanabilirsiniz. Bu şekilde daha iyi ısınabilir, çarşaf ve nevresimlerin soğukluğundan kurtulabilirsiniz.



Eğer mutfağınız büyükse kış ayının büyük bölümünü burada geçirebilirsiniz. Buraya koyacağınız bir kanepe ve televizyon işinizi görecektir Bu şeklide yemek yaparken çalışan ocaklar ve fırının ısısı da sizi ısıtacaktır.
Sıcak bir kış geçirmeniz dileğiyle.


Devamını oku
KIŞIN YAPILABİLECEK AKTİVİTELER

KIŞIN YAPILABİLECEK AKTİVİTELER



Kış aylarında, hemen hepimizin üzerini bir kasvet, uyku hali sarıyor. Sabahları yataktan kalkmakta zorlanıyor ve evden çıkmak istemiyoruz. Kendimize özen göstermek, bakım yapmak içimizden gelmiyor. Bu ruh halinden çıkmak yine bizim elimizde. Kışın tadını çıkarabilir ve keyif alabilirsiniz.

Öncelikle sabahları söylenerek, uyanmaktan vazgeçmemiz gerek. Güne enerjik başlamalıyız ki, öyle devam etsin.

Kışın evde de yapılacak pek çok şey vardır. Mısır patlatarak ya da kestane eşliğinde televizyon izleyebilirsiniz. Evde oynanabilecek oyunları alabilir ve arkadaşlarınızla, ailenizle birlikte eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Sıcacık evinizde olmanın keyfine varabilirsiniz.


Kar yağıyorsa, çıkıp kartopu oynayabilir veya kardan adam yapabilirsiniz. Kışın en büyük keyiflerinden biri de mangalda yapılan sucuk ekmektir. Yaz sıcaklarında ağır geldiğini düşündüğümüz için yemediğimiz pek çok yiyecek vardır, kış aylarında yenmeyi bekleyen.

Kış ayları mutfakta vakit geçirmek de alternatifler arasındadır. Yeni tarifler deneyebilir ve sevdiklerinizle birlikte pişirdiğiniz yemekleri tadabilirsiniz.

Enerjinizi ortaya çıkarabileceğiniz bir dans kursuna yazılabilirsiniz. Eğer imkânınız varsa, gitmek istediğiniz yerlere seyahat edebilirsiniz.


Sinemalar, müzeler, sergiler, kışın gidilecek en güzel yerlerdendir.

Kışın canlı, renkli detayları kullanmaktan vazgeçmeyin. Hem evinizde, hem aksesuarlarınızda hem de kıyafetlerinizde kullanacağınız enerjik renkler içinizi ısıtabilir.

Her mevsimin kendine ait bir güzelliği olduğunu unutmayın ve yaşadığınız her anın tadını doyasıya çıkarın.



Devamını oku
Dalgalı ve Kıvırcık Saçlar

Dalgalı ve Kıvırcık Saçlar :


Her insan nedense kendinde olmayana karşı daha fazla beğeni duyar. Özellikle de bayanlar saçları konusunda genellikle bu fikirdedirler. Kendi saçını beğenen kişi sayısı oldukça azdır. Saçları düz olanlar dalgalı ve kıvırcık saçlara özenirken saçları dalgalı olan kişiler ise düz saçlara heves duyarlar. Bir de her saçı beğenip, kendinde denemek isteyen bayanlar vardır ki onların saçları genellikle yapılan işlemler dolayısıyla oldukça yıpranmıştır.
Oysa her saçın kendine göre bir güzelliği vardır, önemli olan saçların sağlıklı yapısını koruyabilmek ve saçların uygun ürünlerle desteklenerek güzel ve düzgün görünümünü sağlayabilmektir.



Açıkçası kıvırcık saçların bakımı düz saçlara göre daha zor olur. Yıkanması, şampuandan arınması, taranması hep dikkat ve özen ister, aksi halde saçlar kurur, hasarlanır ve kabarır.
Saçlarınız dalgalı ya da kıvırcıksa tarama sırasında zorlanmamak ve saçların hasarlanmaması, nemini koruması için mutlaka her saç yıkama sonrası saç kremi kullanmaya özen gösteriniz. Bu şekilde saçlar kolayca taranacak ve tarama sırasında kopma, kırılma ve dökülmelere karşı korunmuş olacaktır.

Saçlarınızın yapısına uygun ürünler kullanmak her zaman daha iyi sonuçlar elde etmenize yardım eder. Dalgalı ve kıvırcık saçlar için şampuanlar, saç kremleri ve saç spreyleri tercih edebilirsiniz, bu şekilde saçlarınızdaki dalgaların daha bakımlı ve güzel görünmesini sağlayabilirsiniz.


Saçları kabartarak kurutmamaya dikkat edin, saçlar nemli iken kıvırcık saçlar için şekillendirici ürün kullandıktan sonra saçlarınızı şekillendirebilirsiniz. Kuru saça uygulanan ve durulanma gerektirmeyen saç kremleri ya da saç şekillendirici, yatıştırıcı ürünler saçlarınızın kabarmasını önlemeye yardımcı olacak ve gün içinde tekrar yumuşaklık ve nem kazanmasını sağlayabilecektir.
Ayrıca saçlarınızın kabarmasını önlemeye yardımcı olabilmek için saçlar ıslakken örmeyi deneyebilirsiniz. Saçlarınızı açtığınızda daha yatışmış olduğunu görebilirsiniz.



Saçlarınız eğer dalgalı ise orta boylarda kestirebilirsiniz ancak kıvırcık ise fazla kısa kullanmayın, kıvırcık saçlar daha fazla kabaracağınızdan pek de güzel görünmeyebilirsiniz, şekillendirmek, yatıştırmak çok daha zor olacaktır. Bu nedenle kıvırcık saçların genellikle en az omuz hizasında uzatılması gerekir. 


Kıvırcık saçlar genellikle düz saçlara göre kabarık olarak durduklarından saç telleri daha çabuk kurur, saç derisinin sebumunun besleyici etkisinden faydalanmaz. Bu nedenle de bakım yağları ve hem cilt hem de saç için tasarlanmış kuru yağlar da saç tellerinizin esnekliğini kaybetmesini önlemeye ve yumuşaklık vermeye yardım eder.
Turuncu Kasa sayfalarında saçlarınızın yapısına uygun, saçlarınızda daha hoş bukleler elde edebileceğiniz pek çok marka ve ürün çeşidini bulabilirsiniz.

Saçlarınız kıvırcık diye dert etmeyin emin olun düz saçları olan pek çok kadın sizin saçlarınız gibi saçlara sahip olmak istiyor. Bunu bilin ve saçlarınızın farklılığının tadını çıkartın, farklı olmak güzeldir.






Devamını oku
KENDİNİZİ TOK HİSSETMENİN YOLLARI

KENDİNİZİ TOK HİSSETMENİN YOLLARI


Kilo vermeye çalışmak, birçoğumuz için zorlu bir süreçtir.

Sık sık yaşanan açlık krizleri, tatlı krizleri bizi zor durumda bırakabilir. Bazı yiyecekleri tüketerek ya da bazılarını tüketmeyerek, bir takım şeylere dikkat ederek kendinizi tok hissedebilirsiniz.

Öncelikle güne sağlam bir kahvaltı ile başlamak, kahvaltıda haşlanmış yumurta, peynir gibi gıdaları tüketmek, hem enerjik hissetmenizi hem de daha geç acıkmanızı sağlayabilir. Güne kahvaltı ile başlamayı alışkanlık haline getirmek, yaşamın sağlıklı sürdürülmesi açısından oldukça önemlidir.

Bol su içmek, size hem tokluk hissi sağlayabileceği gibi hem de birçok açıdan fayda sağlar. Günlük olarak, yeterli su tüketimini mutlaka gerçekleştirmelisiniz.

                         

Beyaz ekmek, makarna, pirinç gibi besinler yerine; kepekli veya tam buğday içeren gıdaları tüketebilirsiniz.  Kuru fasulye, nohut, mercimek, acı kırmızıbiber gibi besinlerin de tüketilmesi gerekir.

Her açlık hissettiğinizde atıştırmalıklara veya abur cuburlara uzanmaktan vazgeçmelisiniz. Bunun yerine açlık hissettiğinizde su içebilirsiniz. Belirli miktarda badem, fındık, ceviz içi gibi kuruyemişleri veya kuru meyveleri tüketebilirsiniz. Ancak bu yiyeceklerin de fazlasının zararlı olduğunu unutmayın.

Yemek yemek için iyice acıkmayı beklemeyin. Kendinize ara öğünleri ve ana öğünleri olan bir beslenme programı düzenleyin. Kendinizi en iyi yine siz tanırsınız, beslenme programınızı kendinize göre oluşturun. Bu beslenme programı, dengeli olsun. Her besinden, her vitaminden yeterli olarak tüketmeye özen gösterin.

                                    

Yemek yerken acele etmeyin. Ağır ağır, iyice çiğneyerek yediğinizde daha erken doyduğunuzu hissedebilirsiniz. Hem de bu şekilde yediğiniz yemekten lezzet alırsınız. Sofradan kalkmak için şişlik ve tam doygunluk hissini yakalamayı beklemeyin.  Beyne tokluk sinyali 20 dakika içinde gider. Sofradan biraz aç kalktığınızda, bir süre sonunda bu açlık hissinin geçmiş olduğunu görebilirsiniz.

Egzersiz ve spor yapmak da kendinizi hem enerjik, dinç ve tok hissetmenizi sağlayabilir. Spor yapmanın, sağlıklı bir yaşam sürdürmedeki önemi çok büyüktür.

Her şeyi önce kafanızda bitirmeniz gerektiğini unutmayın.




Devamını oku
Bebeklerin Gelişimi


Bebeklerin Gelişimi :


Her bebek kendine özgü bir yapıya sahiptir, farklı gelişim gösterir. Hem fiziksel hem de zihinsel gelişimleri farklıdır.
Anne karnında başlayan gelişim bile birbirine benzemez. Fiziksel gelişimlerinde bebeğin doğum kilosu ve boyu çok önemlidir. Bebeğiniz de buna göre gelişim gösterecektir, zaten çocuk doktorunuz da bebeğinizin sağlıklı bir gelişim gösterip göstermediğini doğum değerlerini dikkate alarak takip edecektir.

Bebekler beslenmelerinin yeterli olup olmadığına göre de gelişirler. Bu durumun takibi en doğru şekilde bir doktor tarafından yapılmalı, bebek düzenli aralıklarla kontrole götürülmelidir. Bu sayede bir sorun oluştuğunda daha hızlı bir şekilde müdahale edilebilir ve zamanında tedbir alınabilir.

Bebeğiniz ilk ayında annesinin kokusunu tanıyacaktır, uzağı seçemez, sık sık anne sütü almaya ihtiyaç duyar. Bebek 2. Ayın da ise karnının üzerindeyken kafasını kaldırmaya çalışır, bu hareketi bazı bebekler bu ayda yaparken bazı bebekler ise 3. Ayda yapabilirler.



Bebeklerin saçları da dökülebilir ve zamanla yeni saçları çıkacaktır, ancak çoğunlukla saçlar dökülse de bazı bebeklerin saçları dökülmez ve aynı şeklini korur.
Özellikle zayıf ve küçük doğan bebeklerin çoğunluğunda kulak, omuz, alın bölgelerinde küçük küçük tüyler vardır, bu ilginç gelse de bebeğiniz büyüdükçe zamanla bu tüylerin kaybolduğunu görebilirsiniz.

Bebeğiniz 3 ve 4. Ayda çıngıraklara ilgi gösterebilir. Renkli, sesli ve ışıklı oyuncaklar ilgisini çekmeye başlayabilir. Seslere tepki verir ve kafasını yavaşça çevirerek bakabilir.
Bebeğinizin 4. Ayındaki gelişimi önemlidir, eğer doktorunuz doğum kilosuna göre fiziksel gelişimini yetersiz buluyorsa anne sütüyle beraber mama vermenizi önerebilir, ancak doktorunuz önermedikçe ilk 6 ay boyunca bebeğe anne sütünden başka, su dahil hiçbir şey verilmemelidir.
Genellikle ilk dişler bu dönemde çıksa da ilk dişlerin çıkması da bazı bebeklerde 4.  Ayda, bazı bebekler de ise 11 ya da 12. Ayda görülebilir. Eğer diğer gelişimlerinde bir sorun yoksa bu durum normaldir.


Eğer gelişimi iyi ise ek gıdalara 6. aydan sonra başlamanız gerekir. Bebeklerin bazıları 6. aydan itibaren sürünerek emeklemeye başlarken bazı bebekler 7 ya da 8. aydan itibaren emeklemeye başlarlar. Hatta bazı bebekler hiç emeklemeyebilir bu sizi endişelendirmesin belki de emeklemeden yürüyecektir.

Eğer bebeğinizin fiziksel ve zihinsel gelişimleri doktorunuz tarafından takip ediliyorsa bu tip hareketler için endişe duymanız gerekmez, her bebek farklıdır, 11 ayında yürüyen bebekler olduğu gibi bu durum 18-19 aya kadar uzayabilir. Özellikle de yürümeye çabaladığı dönemde eğer düşmüşse bu durum bebeğin yürümek istememesine, korkmasına neden olabilir, o zaman bu süreç uzayacaktır.

Emekleme stilleri de her bebek de aynı olmayabilir, bazıları karnının üzerinde sürünürken bazıları dizleri ve ellerinin üzerinde emekleyebilir, ya da elleri ve dizinin üzerinde geri geri gidebilir, bazıları poposunun üzerinde gitmeye çalışır, bunlar normaldir.


8 ve 9. Aylarda bebekler tutunarak kalkma çabasına girerler, her şeyi yakalayarak kavramak isterler.
9. ayda bebekleriniz kendi kendine oynamaya başlayabilirler, özellikle küçük küpleri iç içe koymak, elindeki oyuncağı sallamak, hareketli parçaları olan oyuncakları hareket ettirmek çok hoşlarına gidecektir. Biberonunu, bebeklere uygun yumuşak bir bisküviyi kendi başına yemeye çalışabilir, ancak bunları deneyimlerken gözünüzün önünden hiç ayırmamaya dikkat etmelisiniz.

11. Ayında da oyunlara bayılır, kuleleri devirmeyi, topla oynamayı sevecektir. Küçük parmakları daha güzel tutmaya başlar, özellikle işaret ve başparmağını çok iyi kullanabilir. Sizinle sofraya oturmasına ve kendisine uygun yumuşak bir çatal ve kaşıkla bir şeyler yemesine izin verin. Diş durumuna göre küçük parçalı meyveleri, ufak ufak yemesine izin verebilirsiniz.



Bebeğinizin gelişimi sırasında onu evinizin içindeki tehlikelere karşı da korumalısınız. İçebileceği ilaçlar, deterjanlar asla açıkta ve aşağıda bırakılmamalıdır. Ayrıca iyice hareketlenen bebekleriniz her şeyi çekebileceği için masa üzerinde üzerine düşebilecek maddeleri asla koymayın, özellikle de sıcak su, çay gibi şeyleri uzak tutun, çok sağlam olmayan sehpa, masa, dolap, televizyonluk gibi ev eşyalarını sağlamlaştırın hatta duvara monte ettirin.

Bebeğinizin yürümeye başladığı 12 - 13 ay gibi dönemde ise daha dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Çünkü her şeyi ellemek ve çekmek için bekliyor olacaklar.


Bebeğinizi başka bebeklerle kıyaslayarak endişelenmeyin, her bebeğin gelişimi farklı olacaktır.


Devamını oku
YORGUNLUĞUN NEDENLERİ

YORGUNLUĞUN NEDENLERİ


Havaların soğukluğunu iyice hissettirdiği şu günlerde, kendisini sürekli yorgun hisseden, bu durumdan şikayetçi olan pek çok kişi bulunmakta.

Eğer siz de sürekli yorgun, halsiz, isteksiz hissediyorsanız, dilenmenize rağmen bu yorgunluğu atlatamıyorsanız, bunun sebeplerini araştırmanızda fayda var.

Sürekli devam eden yorgunluk, kişinin sosyal hayatını ve psikolojik durumunu olumsuz yönde etkiler.
Elbette havaların, enerjisiz ve bitkin hissetmenizde rolü vardır. Ancak yorgun hissetmenizin en önemli nedenlerinden biri de uykunuzun bir düzen içinde olmamasıdır. Kendinize bir uyku düzeni oluşturun, kaliteli bir uyku kendinizi dinlenmiş hissetmenizi sağlar. Yatak odanızda televizyon seyretmeyin, telefonunuzla ilgilenmeyin. Yetersiz uyumak ya da gereğinden fazla uyumak da enerjinizin düşmesine neden olabilir.


Gün içinde gereğinden fazla ya da gereğinden az yemek yemek, gerekli vitaminleri ve besin değerlerini alamamak, yorgun hissetmenizin sebeplerinden biri olabilir. Özellikle güne sağlam bir kahvaltı ile başlamayı alışkanlık haline getirin. Her besin grubundan tüketmeye çalışın. Özellikle yemekten sonra uyku bastırıyorsa, o öğün yediğiniz besine karşı toleransınız olmayabilir.

Troit bezlerinizin yavaş çalışması, kansızlık, demir eksikliği, B12 eksikliği, idrar yolu enfeksiyonu gibi rahatsızlık da yorgunluğun sebeplerinden olabilir. Uzun süren bir yorgunluğunuz varsa, kan ve idrar testleri ile değerlerinize baktırabilirsiniz.

Gün içinde çok fazla kafein tüketiminin de yorgunluğa sebep olabileceği belirtilmiştir. Yeterli miktarda alınan kafein, açılmanızda ve algılarınızın toplanmasında etkili olabilir.


Yorgunluğun önemli sebeplerinden birisi de depresyon gibi ruhsal durumlardır. Ruh halinizin kötü olması, fiziksel rahatsızlıklar hissetmenize de neden olabilir.

Stres, yoğun yaşama temposu, yorgunluğun en önemli nedenlerindendir.


Düzenli spor yaparak, düzenli bir uyku düzeni ve yaşam tarzı oluşturarak, dengeli ve yeterli beslenerek, stresten uzak durup, pozitif düşünceyi hayatımızda ön plana çıkararak ve sağlık kontrollerini ihmal etmeyerek kendimize kaliteli bir yaşam sunmak, bizim elimizde.


Devamını oku