KURU ŞAMPUANLAR HAKKINDA BEBEKLERIN GELIŞIMI NATUREL MAKYAJ NASIL YAPILIR? GEBELİKTE BESLENME
2015' te Dekorasyonda Kum Fırtınası


Evlerimizde kullanacağımız renkler oldukça önemlidir. Özellikle de tercih edeceğimiz duvar renklerimiz. Genellikle açık renk tonlar kullanmayı tercih ederiz. Çünkü odaları ferah göstermek için en ideal tonlardır. Hele birde odalarınız küçük ise aydınlık ve geniş göstermeye daha da ihtiyacınız var. Zaten eşyalarınızla odanız küçülecek, bir de badana renginiz koyu olursa yaşam alanınız oldukça sıkıcı gelmeye başlayacaktır.


Badana rengini seçerken bir kaç detayı gözönünde bulundurarak seçmenizde yarar vardır. Mesela en az bir sezon kullanacağınızı düşünerek, sizi sıkmayacak, içinizi açacak, sonradan boyattığınız için pişman olmayacağınız, geri dönüşümü kolay olabilecek tonlar tercih etmelisiniz. Biliyorsunuz ki dekorasyonunuzda kullanacağınız renkler sizin ruhunuzu yansıtmakta ve etkilemektedir. Bu nedenle yaşam alanınızda daha keyifli yaşamak için seçeceğiniz renk önemlidir.


Genellikle, duvar boyasında şampanya rengi, bal köpüğü, çok açık sarı veya standart beyaz rengi tercih ederiz. Peki evinde kum rengini tercih eden bir yakınınızı gördünüz mü? Evinize, seçeceğiniz badana boyası ile ferah bir hava katmak istiyorsanız fazla düşünmenize gerek yok. Aradığınız renk çok kolay. Kum beji.

Kum beji, geçen seneden itibaren dekorasyona şıklık katmak için sık tercih edilen bir renk haline geldi. Özellikle dar mekanlara sahip kişilerin odalarını ferah göstermek için tercih ettikleri bir renktir. Benim de duvarlarımda severek kullandığım bir renk. Size fikir olsun diye belirtmek isterim. Mobilya rengim de beyaz ve kum beji ile çok uyumlu. Her yeni gelen misafirden 1 tanesi mutlaka duvar rengini  soruyor. Demek ki doğru bir ton tercih etmişim.:) Sadece beyaz eşyada değil, ne renk mobilya tercih ederseniz edin bu renk badana rengi evinizi aydınlık göstermeye yetecektir. Her renk mobilya ile gayet uyumludur.


Ayrıca seçeceğiniz farklı kum beji tonları evinizi ferah gösterdiği gibi odalarınıza oldukça şık bir hava da katmaktadır. Evinizin dinlendirici olduğu kadar da şık olmasını istiyorsanız kum bejini denemenizi tavsiye ederim. Hemen kir göstermediği için de kullanışlı bir tondur. Tabi burada renginizi seçmenizin yanında seçeceğiniz marka da çok önemlidir. İyi bir araştırmadan sonra evinizi güzel bir kum bejine boyatabilir ve rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Evinizde farklı, şık ve ferah bir hava oluşsun istiyorsanız badana renginizi değiştirmenin tam zamanı. Aydınlık günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun...


Devamını oku
Saça Uygulanabilecek Bitkisel Yağlar



Çok daha güzel görünmek uğruna sık sık saçlarımıza uyguladığımız işlemler saçlarımızın zamanla parlaklığını, canlılığını yitirmesine ve kırılmasına sebep olmaktadır. Sürekli kurutma makinasına ya da maşa ve düzleştiricilere maruz bırakmak saçlarımızı yıpratmadaki önemli detaylardan birisidir. Aslında güzel ve bakımlı görünmek uğruna saçlarımızın doğallığını bozduğumuzun farkında bile değiliz.

Bakımlı saç, dış görünüşün yani verdiğimiz şeklin güzel olmasının dışında saçın canlılığı ile de ilgilidir. Çoğumuz, saçlarımızda oluşan tel tel kabarma sorunu yaşamaktayız. Özellikle boyama işleminden sonra saçlar hasar görmeye başlamaktadır. Aslında uygulayacağımız basit yöntemlerle yıpranmış saçları eski canlılığına kavuşturmayı ve saçların daha sağlıklı görünmesini sağlayabiliriz.

Öncelikle bir önceki yazımda behsettiğim gibi, bakımlı bir saça sahip olmak için 8 haftada bir uçlarından aldırmanız önemlidir. Saç ne kadar uzarsa dipler uçları beslemede zorlanır ve bu da saçların kırılmasına sebep olur. Ayrıca saç bakımı için çok rahat uygulayabileceğimiz çeşitli bitkisel yağlar bulunmaktadır.

Saç bakımı için kullanılan yağların başında Badem Yağı gelmektedir. Bademyağı E vitamini açısından zengin bir yağdır. Haftada 1 ya da 2 kez bu yağı saçınıza uygulamanız yeterli olacaktır. Özellikle tatlı badem yağını, saç uçlarınıza nazikçe yedirerek uygulayınız. 1 saat kadar beklettikten sonra iyice durulayınız. Saçlarınızı korumaya, güçlendirmeye, nemlendirmeye yardımcı olan bu yağ  yumuşak bir görüntü elde etmenize ve kırık oluşumunu önlemenize de yardımcı olacaktır.

Zeytin Yağı; herkesin bildiği, geçmişten günümüze kadar en sık kullanılan bakım yağıdır. Hakiki zeytin yağı düzenli aralıklarda, saça masaj yapılarak uygulandıktan sonra saçınızdaki yumuşaklığı, canlılığı ve kırılmaların azaldığını farkedeceksiniz. Haftada 2 kez uygulamanız yeterli olacaktır. 1 saat kadar beklettikten sonra güzelce durulamanız gerekir.

Jojoba yağı; şampuanınıza bir kapak ilave ederek kullanabilirsiniz. Zamanla saçınızın canlanmasına ve onarılmasına yardımcı olmaktadır. Şampuan içinde kullanmak istemezseniz, duştan çıktıktan sonra saçınızın nemini aldırıp az miktar, 3-4 damla, masaj yaparak uygulamanız yeterli olacaktır. Bu şekilde kullanacağınızda durulamanıza gerek yoktur. Fakat az miktar kullanmanız önemli. Çünkü fazla kullanım yağlı bir görüntü oluşturabilir.

Sağlıklı bir saç derisine sahip olmak için uygulanabilecek diğer bir yağda Hindistan Cevizi Yağıdır. Kullandığımız sprey, jöle, saç köpükleri belli bir zaman sonra saç diplerinde birikintiye ve kaşıntıya yol açmaktadır. Hindistan cevizi yağını düzenli ve masaj yaparak saç derisine uygulamak saç kuruluğunu ve kaşıntıyı önlemenize yardımcı olacaktır. Elinize aldığınız bir miktar hindistan cevizi yağını, saçınıza masaj yaparak uygulayın, 1 saat kadar beklettikten sonra iyice durulayın. Bu yağın içerisinde bulunan yağ asitleri saçınızdaki yağ üretimini dengeleyerek saç köklerinizi güçlendirmeye yardımcı olur. Özellikle saç boyama işlemine geçmeden önce bu yağı uygulamanız saçların tellenmesini önlemeye, kırıkların azaltılmasında faydası vardır. Ayrıca saç tellerinizin kalınlaşmasını istiyorsanız size uygun bir yağdır.

Hint Yağı ve Yılan Yağı; daha çok, saçın uzaması için diplere ve uçlara sürerek kullanılan bir yağdır. Düzenli olarak kullanıldığında saçlarınızın daha hızlı uzamasına ve canlı görünmesine sebep olursunuz. Yılan yağı ile saçınızın ihtiyacı olan nemi karşılayabilirsiniz.

Çam Terebentin Yağı; özellikle şampuanımın içerisine koyarak sık kullandığım bir yağdır. Şampuanınıza 1 kapak kadar döküp çalkalayınız. Çam terebentinli bu şampuan saç tellerinizi onarmada oldukça etkilidir. Şampuanınıza ilave etmeden de kullanabilirsiniz. Haftada 2 kez uygulamanız yeterli olacaktır.

Fındık Yağı; B1, B2, B6 ve E vitamini açısından zengin olan bu yağın saçları besleyici bir özelliği bulunmaktadır. Düzenli aralıklarda uyguladığınız fındık yağı, kepek oluşumunu engellediği gibi, saçların canlı ve parlak görünmesini de sağlamaktadır.

Yukarıda saymış olduğum saç bakımı için uygulayacağınız bitkisel yağları gözünüzle temas ettirmemeye çalışın. Dilerseniz bu yağları uyguladıktan sonra bir naylon ile saçınızı sarabilirsiniz. Herşeyin doğalının güzel ve yararlı olduğu gibi, evde bitkisel yağları kullanarak yapacağınız saç bakım maskelerin de oldukça yararı bulunmaktadır. 

Bir kadının bakımlı görünmesinde saçlarının sağlıklı olması önemli bir detaylardan birisidir. Saçlarımıza uyguladığımız işlemlerin saçımıza verebileceği zararları düşünerek sık sık bitkisel yağları kullanarak bakım yapmakta yarar vardır. Bu şekilde yapacağınız bakımlar sayesinde saçlarınızdaki kurumanın, tellenmenin, sertliğin önüne geçmiş olursunuz. 












Devamını oku
Gözleri Daha İri Göstermek İçin Yapılan Makyaj Önerileri



Makyaj, güzel ve bakımlı görünüm sağlamak amacıyla, kusurları kapatmak için yüz ve vücuda yapılan işlemdir. Makyaj bir kadının vazgeçilmezi, olmazsa olmazıdır. Her kadın eğer vakti yoksa bile makyaj yapmak için mutlaka vakit bulur.

Makyaj yapmanın püf noktası, yüz tipinizi ve hatlarınızı iyi bilip ona göre yapmanızdır. Elmacık kemiğinize, dudaklarınızın şekline, teninizin rengine göre yapacağınız makyaj çok daha güzel görünmenizi sağlayacaktır. Yapılan bazı makyajlar güzel görünmenin dışında kötü bir görüntü oluşmasına da sebep olabilir. Bu şekilde kötü görünümün olmaması için teninize uygun renkleri seçmeye ve aşırı abartılı makyaj yapmamaya çalışın.

Bugün özellikle göz makyajının püf noktalarından bahsetmek istiyorum. Çünkü her kadının büyük ve cazibeli bakışları olmasını istemesi normaldir.


Biz kadınlar gözümüze uygulayacağımız makyajın gözlerimizin büyük göstermesini ve net olmasını, bakışlarımızı güzel yansıtmasını arzularız. Gözleri iri olan kadınlar bu tarz görüntüyü elde etmek için daha az uğraşırken, küçük göz yapısına sahip kadınlar bu görsellik için biraz daha çaba harcamak durumunda kalabilirler. Örneğin, benim göz yapım oldukça küçük, kısık ve göz kapaklarım düşüktür. Gözüme uyguladığım eyeliner bile düzgün durmamaktadır. Bu nedenle gözlerim için doğru makyajı uygulamaya çalışırım.

Gözleri iri göstermek için uygulaması basit olan bir kaç püf noktasından bahsedelim:


  • İlk etapta kaşlarınızın düzgün alındığından emin olmalısınız. Çünkü kaş, yapılan makyajı ve bakışlardaki ifadeyi çıkarmadaki en önemli unsurdur. Gözlerinizin şeklini kaş yapısı ortaya çıkartır.

  • Buradaki diğer bir detay, yüzünüzü makyaja hazırlamanızdır. Öncelikle makyajınız uzun dayanması için göz kapaklarınızdan kaşınıza kadar primer  kullanarak makyaj için astarınızı oluşturun. Bu işleme makyaj bazı da denilmektedir. Bir önceki yazılarımızda makyaj bazının kullanım detaylarını paylaşmıştık. Tekrar inceleyebilirsinz. Bu işlem işin pudra ve fonteden de kullanabilirsiniz.

  • Sıra geldi göz kaleminizin rengini seçmeye. Burada göz renginizi baz alarak gözünüzü ortaya çıkaracak renkler tercih etmelisiniz.

  • Üst göz kapağınızın iç kısmından kısa ve kalın olmayan çizgi çekmeye başlayın ve kısa darbelerle yukarıya doğru çekin. Mümkün olduğu kadar kirpiklerinizin dibinden başlamanız gözlerinizin iri görünmesine yardımcı olacaktır.

  • Bronz renkteki göz kalemini alt ve üst kirpiklerinizin dibine uygulayıp, göz kaleminizin üzerine de bronz far veya altın tonlarında far tercih etmeniz gözlerinizin daha ortaya çıkarmanızda etkili olacaktır. Bu uygulamada hafif bir dokunuşla kaleminizi pamuk ile silerek makyajın bütünleşmesini sağlayabilirsiniz.

  • Diğer bir önemli detay ise, kaş kemiği çevrenize, gözünüzün dış kısmının hemen altına uygulayacağınız parlak beyaz pudradır. Fakat parlak demişken kullanacağınız pudra simli olmayacaktır. Bu işlemde gözlerinizin ışıldamasını ve ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

  • Gelelim rimel kullanımına. Rimelinizi uygulamadan önce kirpiklerinizi rimel bigudisiyle şekillendirin. Daha sonra rimelinizi dipten uca doğru, topaklanma olmaması içinde ilk sürdüğünüz kurumadan ikinci katı uygulayınız. Alt kirpiklerinize rimel uygularken ikinci katı çekmenize gerek yoktur. 

  • Alt kirpiklerinizin dibine beyaz renkli göz kalemi kullanmanız gözlerinizi büyük göstermede etkili olacaktır.

Göz makyajı uygularken pastel tonlar tercih etmenizde gözlerinizi iri gösterme konusunda doğru bir tercihtir. Mesela leylak tonları gözünüzün daha aydınlık görünmesini sağladığı gibi daha büyük görünmesinde yardımcı olacaktır. Hemen hemen her cilt tipiyle de uyumludur. Gözaltı torbalarınız var ise makyaja başlamadan önce pembemsi bir kapatıcı ve pudra kullanarak kapatmaya çalışın.

Burada bir detayı tekrar belirtmek isterim. Göz makyajını gösteren detayın kaşlarınızın belirginliği olduğunu unutmayın. Eğer kaşlarınız seyrek ise, kaşınızın tonuna uygun bir kaş farı ve kalemi ile kaşlarınızı belirginleştirmeye çalışın.

Bir kaç küçük makyaj hileleri uygulayarak istediğiniz büyük ve cazibeli gözleri oluşturabilirsiniz. Bakımlı ve hoş görünmek sizin elinizde.

Devamını oku
Düz Saçın Bakımı


Bence saç tipi herkesin yüz tipine göre yaratılmış. Mesela ben kıvırcık saçlıyım. Düz fön çektirdiğim zaman kesinlikle kimse beğenmez. Benim yüzüme kıvırcık ve hacimli saçın gittiğini söylerler. Bende aynaya baktığımda bunu farkedebiliyorum. Bu nedenle saç kesimimde mutlaka kat attırır, fön çektirdiğimde de dalgalı çektiririm.

Fakat şöyle bir gerçek var ki, nedense düz saçlılar kıvırcık saça, kıvırcıklar da düz saça özenmektedirler. Mesela yoldan geçen, uzun, hacimli, düz saçlı bir bayan görsek dönüp bi bakarız. "Ne güzel hiç kabarmamış, tel tel durmuyor" diye. Belki O da içinden "keşke benimde kıvırcık olsaydı" diye düşünür. Etrafınızda mutlaka böyle düşünen kişiler vardır.  "Bugün bir değişiklik olsun saçlarıma fön çektireyim." Ya da "maşa yaptırayım da dalgalı olsun."  

Düz saçlar, bakımı zor gibi görünsede aslında kıvırcık ve dalgalı saç tipine göre kullanımı daha kolay bir saç tipidir. Çok daha kolay şekilllendirirler. Düz saça sahip olan kişiler saatlerce ayna karşısında kalmak zorunda değillerdir. Tara ve çık. Mesela duştan çıkarsın, kıvırcık saçlıysan bazı jeller, köpükler sürerek şekillendirmeye çalışırsın, bir de kabarmasın diye muntazam kurutursun... Düz saç yapısında durum böyle değil işte. Hemen kurut, pratik bir örgü bile yapsan çok şık durur.

Bu nedenle de düz saç ideal, kullanımı kolay bir saç tipidir. Hatta saçlarınızı sadece bir kaç dakika kurutma makinasıyla kurutarak çıkamanız yeterli olmaktadır. Fakat bazı düz saçlar maşa veya herhangi bir şekillendirmeden sonra çok çabuk nemlenip, hacimsizleşebilirler, bukleleri inebilir. Bu nedenle düz saça sahip kişilerin uyması gereken bazı püf noktaları vardır. 


  • Düz saçlı kişiler saçlarını haftada en fazla 3 kere yıkamalılardır. Saçlarının temiz olması görüntünün hacimli ve bakımlı durmasını sağlayacaktır. 

  • Kullanılan bazı şampuanların içeriğindeki maddeler nedeniyle saçlar çok çabuk kuruyabilir. Bunun için bir bardak suyun içerisine 1 kahve fincanı karbonat koyarak durulama suyunuza ekleyebilirsiniz. Yapılan işlem saçınızda oluşan kuruluğu gidermenizde yardımcı olacaktır.

  • Saçlarınızın güzel görünmesi için saç uçlarınıza yumuşatıcı jel ve saç bakım ürünleri uygulayabilirsiniz. Bakım ürünü seçiminde hafif alkol içerikli ürün tercih edebilirsiniz. Kullandığınız bu ürün ve jeller saçlarınızın daha düz ve parlak görünmesini sağlayacaktır. 

  • Saçlarınızda kırılmalar oluyorsa, yumuşak ve doğal fırçalar kullanmanızda yarar vardır.

  • Saçlarınızın devamlı canlı ve dolgun görünmesini istiyorsanız belirli aralıklarda kestirmeniz önerilmektedir. Yaptıracağınız ufak tefek kesim düzeltmeleriyle aradaki kopuk saçlar temizlenecek ve saçlarınız daha bakımlı duracaktır. Bu madde her saç yapısına sahip kişiler için geçerlidir. 

  • Saçlarınızı sürekli lastik toka ile topluyorsanız ya da metal toka kullanıyorsanız bu da saçınızın kırılmasına sebep olacaktır. Belli bir zaman sonra saçınızda lastik izi bile kalabilir.

  • Saçlarınızı kirli hava koşullarına, rüzgara ve güneşe çok fazla maruz bırakmamanızda yarar vardır.

  • Saçlarınız canlılığını kaybetmişse slikon içerikli bakım kremlerini tercih edebilirsiniz. Saçlarınızın eski gücünü kazanmasına ve parlak görünmesine yardımcı olacaktır. 

Saç yapınız ne tip olursa olsun yapacağınız ufak tefek değişikliklerle monotonluktan kurtulabilir, kendinizde farklılıklar yaratabilirsiniz. Bu durumu başka saç tiplerine özenerek kendinize çok fazla problem etmemenizde yarar vardır. Kestireceğiniz güzel ve doğru bir kesim ile düz saçlarınızı rahatlıkla kullanabilirsiniz. Sağlıklı saçlarınız var ise kıymetini bilin. Haydi gelin hepbirlikte farklı şekillendirilmiş ve kesilmiş bir kaç düz saç modeline bakalım. 









Devamını oku
Müzik Dinlemenin Faydaları


Müzik ruhun gıdasıdır. Bence doğru bir yargı. Her insanın ruhuna hitap eden bir sürü müzik türüleri vardır. Hangi tarzı dinlemekten keyif alıyorsak onu dinleriz. Sevdiğimiz müzik yorgunsak yorgunluğumuzu atmamıza yardımcı olur, neşeliysek neşemize neşe katar, hüzünlüysek hüznümüze ortak olur. Müziğin, kişinin ruh haline göre değişen etkileri vardır. Herkes müziği kendisine göre yorumlar, anlamlar katar. 

Yapılan araştırmalarda, çocuklara, anne karnından itibaren ilk yıllara kadar müzik dinletmenin birçok yararı olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle Klasik müzik ve doğa sesleri çocuğun bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişiminde etkili olmaktadır. Fakat burada şunu belirtmek isterim. Çok sesli ve sert müzikler tercih etmemeniz daha uygun olacaktır. Müziği yakından ve bir kulaklık ile anne karnına temas ettirmeden, doğal şekilde dinletmelisiniz. Alçak ses tonuyla, bulunduğunuz ortamın sesine karışmış bir şekilde müzik dinletmeniz bebeğin sıkılmamasını sağlayacaktır.  

Bebekler, anne karnındayken dinledikleri müziğe 6 ve 7. aydan itibaren tepki vermeye başlıyorlar. Doğduktan sonra bu müzik onlara aşina gelebiliyor. Müzik çocukların kendilerini ifade edebilme yeteneğini geliştirdiği gibi, daha yaratıcı, estetik ve yapıcı düşünme kapasitelerini arttırmaktadır. Ayrıca çocukların beyin aktivitesini arttırken stres ve huzursuzluklarının azaltılmasını da sağlamaktadır.


Bir türlü uyuyamayan bebeğimize müzik dinletiriz değil mi? Etkisini hemen farketmişsinizdir. Çünkü bebek sevdiği müziği dinleyerek sakinleşecek ve huzurlu olacaktır. Aslında müzik sizin yardımcınızdır.

Müzik Dinlemenin Bebek ve Sizin Üzerinizdeki Etkileri Kısaca Şunlardır:  

  • Doğmadan dinletilmeye başlanan müziğin çocuğun daha ılımlı davranışlar sergileyeceği ve ilerleyen yaşlarda da bunun etkilerini göreceği düşünülmektedir.

  • Bebeklere müzik dinletmeniz konuşmasına ve algılamasına yardımcı olmaktadır.

  • Müzik dinlemenin özellikle matematiksel zekanın gelişmesinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

  • Küçük yaşlarda dinletilen müzikler çocuğun yaşama sevincini arttırmakla birlikte, huzurlu bir yaşam olanağı sağlamaktadır. Bunun etkilerini de ilerleyen yaşlarında görecektir.

  • Eğer bebeğiniz iştahsız ise klasik müzik dinletmeyi deneyin. Klasik müziklerin bazılarının iştah açma özelliği olduğu gözlemlenmiştir.

  • Bazı müziklerin ders çalışırken konsantrasyon arttırdığı bilinmektedir. İş ortamında ya da ders çalışırken dinlenen müzik verimi, isteği ve enerjiyi daha da arttırmaktadır.

  • Bazı hastaların müzik dinleyerek yaptığı terapinin iyileşme sürecini hızlandırdığı düşünülmektedir.

  • Müzik dinleyen çocuğun beyni rahatlamakta ve zeka gelişmine katkı sağlamaktadır.
  • Dinlettiğiniz müzik sayesinde çocuğun melodi ve ritim kulağı gelişmekte ve bu ilerki yaşlarında onun için bir avantaj olabilmektedir..

Klasik müzik dinlemenin insan psikolojisi ve eğitimi üzerinde de birçok olumlu etkisi bulunmaktadır. Ders çalışırken, araba kullanırken ya da iş ortamında çalışırken dinlediğimiz Mozart, Beethoven, Handel gibi bestecilerin müziklerinin disiplinli olma, öğrenme kapasitesini geliştirme, stresten arınma gibi birçok etkisi vardır. Örneğin çocukların alçak ses tonunda Mozart dinlemesinin daha iyi algıladığı, daha başarılı olduğu, çalışma isteklerinin daha uzun olduğu gözlemlenmiştir. 

Müzik evrenseldir. Size iyi gelecek dilediğiniz tarzda müziği dinlemede özgürsünüz. Bence müziksiz bir hayat boş, daha yorucu, mutsuz, karamsar bir hayattır. Hayata bakış açınızın daha geniş ve olumlu olmasını istiyorsanız müziği hayatınızdan çıkarmamaya çalışın. MÜZİK RUHUN GIDASIDIR, ruhumuzun aynasıdır. 










Devamını oku
Çocukta Oluşan Sınav Kaygısının Nedenleri


Kaygı, bir çocuğun öğrenmesinde ve öğrendiklerini uygulayamamasındaki en önemli engeldir. Özellikle sınav zamanlarında karşılaşılan bu durum öğrenciler için bir kriz dir. Bu sınav döneminde kendisini mutlaka ispatlamak ister. Bu durum, herkese kendisinin değerli olduğunu göstermeye çalıştığı bir savaştır adeta.

Maalesef bu sınav kaygısı bir çok çocukta görülmektedir.  Bu sorun yüzünden girdikleri sınavda başarılı olamamaktadırlar. Arkadaş çevremizde, akrabalarımızın arasında illaki bu sorunu yaşayan çocuğumuz vardır. Ailedeki endişe duygusu çocuğa geçmektedir. Burada en büyük destek ailelerden gelmektedir.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, kaygı bulaşıcı bir durumdur. Çocuğumuza karşı duyduğumuz endişeler çocuğa yansıyacaktır. Bu da çocukta kaygının oluşmasına sebep olabilmektedir. Maalesef yoğun kaygı yaşayan kişiler geleceği düşünmekten bugünü yaşamanın tadını çıkaramazlar. Siz ne kadar sınavla meşgul olursanız çocuğunuzda bu yönde meşgul olacaktır. İlk yapılması gereken aile olarak kagıları azaltmaya çalışmaktır

Özellikle çocuğunuza vereceğiniz mesajlarda beden dilinize ve ses tonunuza dikkat etmelisiniz. Çok sert bir şekilde "Başarılı olmalısın, kendini dersine ver" "sınavlarda en yüksek notu almalısın" gibi kaygısını arttıracak zorunluluk cümlelerini kurmaktan kaçınmalıyız. Çocuğunuz üzerine düşen sorumluluğu biliyorsa zaten uyarılmaya ihtiyacı yoktur. Sürekli "ders çalış" demenize gerek yoktur. Üzerinde baskı ve zorunluluk duygusunu hisseden çocuk, ders çalışmayı kendisi için değil de ailesi için yapması gerektiğini düşünecek ve bu nedenle de kaygısı oluşabilmektedir. 

Bazen motivasyonlarını arttırmak için "sen bu kafayla gidersen asla kazanamazsın", "bu gidişle zor kazanırsın", "bu kadar çalışmayla sınav kazanılmaz" gibi cümleler kurulmaktadır. Etrafımızda bu tarz negatif motivasyonları illaki duymuşuzdur. Bu cümleler çocuğunuzu olumsuz etkileyebileceği için negatif motivasyondan uzak durmaya çalışmalısınız.


Zaman zaman şunu da uygularız. "Aman çocuğum ders çalışsın", "öğrenim yılı boyunca eve kimseyi davet etmeyeceğim" tarzında cümleler... Gereğinden fazla fedakar olmaktan kaçınmalısınız. Sizin bu şekilde düşünmeniz, çocuğunuzun sizin fedakarlığınıza cevap vermeye çalışmasından dolayı bu durum daha fazla kaygılanmasına sebep olabilmektedir.


Çocuğunuzdan beklentilerinizde onun yönelimlerine değer verin. Sözelde başarılıysa sayısalı yapmasını beklemeyin. Futbolu seviyorsa siz istiyorsunuz diye basketbola yöneltmeyin gibi. Çocuğunuzdaki kaygının azalmasında bekletilerinizle çocuğun yapabilecekleri arasındaki uyum yardımcı olacaktır.

Mümkün olduğu kadar onlara destek ve anlayışlı olun. Çünkü sınav stresi nedeniyle daha önceki yapmadıkları davranışları sergileyebilirler.


Çocuğunuzu başka çocukları örnek göstererek kıyaslama yapmamalısınız. Bu da en sık karşılaşılan bir durumdur. "Komşunun kızı bu okulu kazanmış" gibi. Bu tarz kıyaslamalar çocuğunuza zarar verebilir. 

Sınav sonuçları açıklandığında çocuklarınıza "senin yapacağın anca bu kadar" gibi olumsuz şekilde değerlendirmek yerine başarılı olmak kadar kaybetmeninde olabileceğini, hayatın sonu olmadığını, bir dahaki sınavda daha başarılı olabileceğini anlatmanız üzerlerindeki kaygıyı azaltmaya yardımcı olacaktır.

Zaman zaman çocuğunuzu taktir edin, yaptıklarıyla gurur duyduğunuzu hissettirin. Bu şekilde davranarak kendisin de olumlu bakmasını, sınav kaygısının azalmasını sağlayabilirsiniz.

Sınav sonuçlarında getirecekleri sonuç her ne olursa olsun telafisinin olacağını, bir dahaki sefere düzeleceğini inandırmaya çalışın. Bir dönem taktir belgesi aldıp diğer dönemde teşekkür alıyorsa ona kızmayın, tebrik ederek motive edin. Kaygılarının azalmasında, daha başarılı olmasında yararı olacağını düşünüyorum. Yapacağınız baskının, yanlış uygulamaların çocuğunuzla aranıza girip sınavda başarılı olması uğruna ilişkinizi tehlikeye atmayın.

Çocuğunuza yaptığınız maddi ve manevi destek eminim çok yüksektir. Bunun karşılığını da aldıkları notlar ile beklemeniz en doğru olanıdır. Fakat çocuğunuz gayret gösterdiği halde istediğiniz sonuç bu değilse ona yüklenerek kaygılanmasını sağlamayın. "Sen hele bi kazanma, görüşürüz" gibi cümleler kurmamaya çalışın. Yapabileceğinin bu olduğunu bilip ona yardımcı olmaya çalışın. Aradaki ince çizgiyi çok iyi tuttuğunuz zaman çocuklarınızın sınav kaygısı olmadan, rahat rahat sınava gireceklerini ve daha başarılı olacaklarını düşünüyorum.




Devamını oku
Kepeğe Karşı Pratik Çözümler


Kepek, cilt rahatsızlıklarında en sık karşılaşılan bir sorundur. Derimiz kendini yenilerken üstte bulunan ölü deriler yeni hücreler tarafından atılmaya başlar. Bazen bu süreç çok hızlı ve hücre atılımı fazla olduğu için hücreler kümelenme oluştururlar. İşte kümelenmeyle birlikte pul pul olmuş saç derisi saç telleri arasında görünmeye başladığında bu durum kepeğin oluşmuş olduğunu gösterir. 

Saçımızda kepek oluşmasını istemeyiz. Özellikle koyu renk giydiğimiz zaman ölü derilerin omuzlarımıza dökülmesi bizi oldukça rahatsız eder. Hele bir de kepek sorunumuz ilerlediyse kafa derimizdeki kaşıntının verdiği rahatsızlığın tarifini yapmak mümkün değil. Bu sıkıntılı saç derisi sorununu gidermek için hemen çözümler aramaya başlarız. Şampuanımızı yenileyip, çeşitli yağlar deneyerek bu sorunu çözmeye çalışırız. Neyseki kepek bulaşıcı ve ciddi sorunlara işaret eden bir rahatsızlık değildir. Doğru uygulayacağımız çözümler ile sağlıklı bir sonuca ulaşabiliriz.


İlk etapta uygulanan yöntem hekiminize başvurmak, sonrasında eczanelerde satılan kepek şampuanlarından size uygun olanını bulup uygulamaktır. Bunun dışında kepeğe karşı uygulanan bir çok bitkisel çözümlerde bulunmaktadır. Bugün pratik olan ve hepinizin evde uygulayabileceği bu çözümlere değinmek istiyorum.

Limon Suyu; limon vücudumuzun C vitamini ihtiyacını karşılayan en önemli besindir. Limon suyu kepek sorununu gidermeye yardımcı olur. Yıkadığınız, nemli saçınıza parmak uçlarınızla masaj yaparak limon suyunu uygulayın. Yarım saat beklettikten sonra şampuanınız ile yıkayarak, bol su ile iyice durulayınız. Limon suyu saç derinizi temizlemeye yardımcı olur. Bunun dışında saçınızı güçlendirir, parlaklık verir ve saçınızdaki fazla yağı alır.


Sirkeantibakteriyel özelliği sayesinde saçtaki ölü derinin temizlenmesine ve saç köklerinin hava almasına yardımcı olur. 2 ölçü suya 1 ölçü sirkeyi hazırlayayıp saçınıza masaj yaparak uygulayınız. 20 dakikla kadar beklettikten sonra bol su ile durulayabilirsiniz. Ayrıca banyoda son durulama suyuna ilave edeceğiniz sirke saçlarınız parlak ve sağlıklı görünmesini sağlayacaktır.

Hindistan Cevizi Yağı; Duşa girmeden önce uygulayacağınız hindistan cevizi yağı da kepeğinizi önlemeye yardımcı olur. Masaj yaparak saç derinize uyguladıktan sonra havlu ile saçınızı sarın ve yarım saat bekleyin. Bir fırça ile saçlarınızı tarayın. Daha sonra şampuan ve bol su ile saçınızdaki yağı akıtabilirsiniz.

Pancar; ıspanakgillerden olan, kökü çok lezzetli ve sağlığa çok yararı bulunan bir bitkidir. Ben özellikle salatasını çok severim. Peki pancarın saç derisine iyi geldiğini biliyor muydunuz? Pancarı kökleriyle beraber kaynatıp her akşam suyunu saçınıza masaj yaparak uygulayarak kepeğinizi azaltmaya yardımcı olabilirsiniz. Özellikle beyaz şeker pancarı daha etkili sonuç vermektedir.

Çemen Tohumu; bir gece suda bekletip şişmelerini sağladığınız çemen tohumlarını ezerek hamur kıvamına getiriniz. Daha sonra saç derinize masaj yaparak uçlarına kadar sürünüz. Sadece 4-5 dakika bekletmeniz yeterli olacaktır. Sonrasında şampuanla güzelce yıkayınız. Bir haftalık uygulamanın kepeği azalttığı gözlenmiştir.


Yukarıdaki bahsettiğim bitkisel çözümler size yardımcı etkenlerdir. Bunların dışında beslenme alışkanlığınızı düzenlemeniz, D vitamini almanız, bol sebze ve meyve tüketmeniz, gazlı içeceklerden kaçınmanız ve günlük su ihtiyacınızı karşılamanız da kepek sorunuzu azaltmaya yardımcı olacaktır. Saç spreyi, jöle, kurutma makinaları, düzleştiriciler ve ağır şampuanların da fazla kullanılması bu sorunun oluşmasına sebep olabilmektedir. 

Evlerinizde uygulayabileceğiniz, riski olmayan bu doğal çözümler sayesinde sağlıklı bir şekilde kepek sıkıntısından kurtulabilirsiniz. SAĞLIKLI GÜNLER...


















Devamını oku
Beden Dilinde Bakışların Anlamları



İnsan ilişkilerimizde jest ve mimiklerimiz çok önemlidir. Karşımızdaki kişiye duygu ve düşüncelerimizi doğru
bir şekilde geçirmeliyiz. Vücut dilimiz ile bu samimiyeti ya da sahteliği çok çabuk belli ediyoruz.

Özellikle yüzümüz, beden dilimizde duygularımızı en çok belli ettiğimiz yerimizdir. Yüzde o kadar çok kas vardır ki birisini kontrol etmeye çalışsanız diğeri sizi ele verecektir. İstemsiz yaptığınız herşeyi siz kontrol etmeye çalışsanızda yüzünüz belli eder.


Gülerken gözün şekli; örneğin bir kişi size komik bir konu anlatıyor ve siz gözlerinizin kenarı kırışmıyor ve bıyık altından gülüyorsanız bu sahte bir gülüştür. Samimi gülüşlerde göz kenarları kırışmaktadır. Bu şekilde karşınızdaki kişi sizin samimiyetinizi anlayacaktır.

Kapalı gözler; yüzde duygularımızı ele vermekteki en başarılı organ gözlerdir. Bir konu sırasında gözleriniz kapanmaya başladıysa o konuya olan ilginiz azalıyor demektir. Bu ifade hepimizin kullandığı bir ifadedir. Bir toplantıda gözleriniz kapanmaya başladıysa ilginiz dağılmaya başlamıştır. Mesela gözlerinizi açarak konuşmanız konuya olan ilginizi göstermektedir. Tabiki gözlerinizi çok fazla açmamanız gerekmektedir.

Çocuğunuz ile göz teması; göz temasına geçmek çocuklarınızla olan ilişkinizde çok önemlidir. Çocuğunuz size birşeyler anlatırken gözlerinizi açık tutmaya çalışın. Onun anlattıklarına katıldığınızı belli etmek için başınızı hafifçe sağa sola hareket ettirin. Bu şekilde dinlemeniz çocuğunuz ile daha kolay iletişim kumanızı sağlayacaktır. Önemli bir detay ise, çocuğunuzla sohbet ederken onunla aynı hizaya inmeye çalışın. Tepeden konuşur veya dinlerseniz iletişiminizde sorunlar olacaktır. Bu sayede çocuğunuz kendisini değerli hissedecek ve özgüveni oluşacaktır.

Dinlerken başınızı hareket ettirmek; çocuğunuzla kurmaya çalıştığınız iletişim gibi karşınızdakini de dinlerken başınızı onaylar ifadesiyle hareket ettirerek dinleyiniz. Bu şekilde ona güvendiğinizi, anlattığı konuyla ilgilendiğinizi ve kendisine değer verdiğinizi hissettireceksiniz.



Gözlerin birden açılması, hayret anlamı taşımaktadır. Sohbet sırasında gözlerin birden bire açılması dinlediğiniz konunun sizi şaşırttığı anlamına gelmektedir. Şaşırdığımızı karşı tarafa gözlerimiz ile çok çabuk belli ederiz. Ağız açıklığı da diğer bir şaşırma ve hayret ifademizi belli eden mimiktir.

Kısık gözler; sohbet sırasında gözlerin hafifçe kısılması karşınızdaki kişiden konuyu sağlıklı dinlemek adına zaman istemeniz anlamına gelmektedir. Bu mimiğimizi sıkça kullanıyoruzdur. İş yorgunluğu üzerine bir arkadaşınızla ettiğiniz sohbette gözleriniz illaki kısılmaya başlamaktadır. "Aslında seni dinliyorum ama algılamama izin ver." Karşınızdaki kişi gözlerini kısarak dinliyorsa ona sizin anlattıklarınızı anlamak için zaman verin.

Bir gözün kapatılması; sohbet sırasında gözümüzün birini kapatıyorsak o konu ile ilgili eksik bilgiler olduğunu ifade etmeye çalışıyoruzdur. Örneğin, bir arkadaşınızla sohbet ederken bir noktada bir gözü kapalı dinlemeye başladıysanız verdiği bilgi sizi tatmin etmemeye başlamıştır. Aslında bunu da sıkça kullanıyoruz. Tek gözümüzü kapatarak "ee yani" ifadesi gibi...

Gözbebeklerinizin hareketi;  bir mutluluk ya da heyecan anında gözbebekleriniz olduğundan daha büyük olmaktadır. Bu durum da duygularınızı, samimiyetinizi karşı tarafa geçirir. Mutsuzluk ve huzursuzluk anında ise gözbebekleriniz küçülecektir.


Gözleri kaçırmak; bir kişi ile konuşuyorken karşınızdaki kişi gözlerini kaçırıyorsa, sağına soluna bakıyorsa yalan söylüyor demektir. Size karşı dürüst olup olmadığını bu şekilde anlayabilirsiniz.

Yan gözlerle bakış; eğer karşınızdaki kişi sizi yan gözlerle süzüyorsa, bakışlarını sağa sola kaydırarak size bakıyorsa bu sizden hoşlandım anlamına gelmektedir. Bu bakış sizi etkilemek, kur yapmak, dikkat çekmek için yapılan bir mimiktir. Sizde o kişiden hoşlandıysanız bu mimikleri yapacaksınızdır.

Gözleri dikerek bakmak; genellikle sinirlendiğimiz bir durumu karşı tarafa dik dik bakarak ifade ederiz. Direkt gözlerin içine bakmak karşı tarafın alanına tecavüz olarak algılanmakta ve bu bakış hiç hoş karşılanmamaktadır.

Başka yere bakmak; karşınızdaki kişi siz konuşurken sağa sola bakıyorsa bu sizi dinlemediği, sizinle ilgilenmediği anlamına gelmektedir. Bu hoş olmayan durum karşısında konuşan kişi bir süre sonra konuşmaktan vazgeçecektir. Yapmanız gereken, konuyu bitirmek istiyorsanız karşı taraf ile göz temasını kesmeniz yeterli olacaktır.

Hiç bakmamak; eğer bir kişi ile konuşurken kendisine hiç bakmıyorsanız bu tavır o kişiyi yok saydığınız anlamına gelmektedir. Bu tutum konuşurken başka yere bakmaktan çok daha kaba ve kötü bir davranıştır. Burada yapmanız gereken göz temasını kesmenizdir. Bu sayede kişi kendisinin orada olmasının istenilmediğini düşünecek ve uzaklaşmak isteyecektir.

Bakışlar geçmişten günümüze karşı tarafı etkilemek, kur yapmak, duygu ve düşüncelerimizi aktarmak, hissettiklerimizi paylaşmak adına kullanılmaktadır. Genellikle bilmediğimiz sorular sorulduğu zaman karşı tarafla göz temasını keser farklı bakışlar atmaya başlarız. Bu da sorulan soruyla alakalı bir cevabımızın olmadığını gösterir. Beden dilinden önce gözler duygularımzı ele vermektedir. Sonra beden ile bağlantı sağlayarak vücut dilimizi tamamlamaktadır.




Herhangi bir konu ile ilgili sohbetiniz sırasında karşınızdaki kişinin size üzüldüğünü veya sevindiğini anlayabilirsiniz. Sözel olarak dile getiremediğiniz duygu ve düşüncelerinizi beden diliniz ile anlatabildiğiniz için muhteşem bir dildir. Sadece doğru kullanmasını bilmelisiniz.



Devamını oku
Başarılı Olmanın Sırları

Motivasyon, herhangi bir işte başarılı olmada en büyük etkendir. Gerek iş verenin gerekse çalışanların belirli aralıklarda motive edilmeleri gerekmektedir. Uygulayacağınız pratik çözümler ile yürüdüğünüz yolda başarıya ulaşmanız sizin elinizde. 

Yapmanız gerekenler aslında çok basit. Öncelikle kendinize bir hedef belirleyin. Gelecekte ne yapmak istediğinizi kafanızda planlayarak ilk adımı atın. Hedefiniz büyük olmasından korkmayın. Unutmayın ki hedefiniz büyük olduğu için sadece ona konsantre olup karşılaşacağınız sıkıntıları, kafanıza fazla takmayarak kısa sürede atlatacaksınız. Çünkü bu aşamada hedefe kilitlenmiş durumdasınız. Fakat şunu belirtmek isterim. Hayal kırıklığına uğramamak için ulaşamayacağınız hedefler tercih etmeyin. Başarıya ulaşmanın ilk adımını atmaya başladınız bile.

  • Yapmak istediğiniz iş ile ilgili kendinizi bilgilendirin. Okuyun, araştırın, çevrenizle konuyu tartışın, fikir alın... Öğrenmeye daima açık olun. Bildiğiniz bir işle uğraşmak başarıya gitmenin diğer bir adımıdır. 
  • Temiz ve düzenli olun. Çalışma ortamınızın dağınıklılığı zihinsel olarak yorulmanıza sebep olacaktır. Sosyal hayatınızda da bu düzeni devam ettirin. Düzenli yemek yemek, düzenli uyumak gibi.

  • Kendi bildiklerinizi çalışanlarınız ile sıkılmadan, seve seve paylaşın. Unutmayın ki bu bilgi paylaşımı size olumlu yönde geri dönecektir.

  • Mütevaziliği elden bırakmayın. Başkalarının başarı hikayelerini okuyun. Hepsi sizi daha fazla başarıya ulaştıracaktır.

  • Güne iyi ve dinamik başlayın. Etrafınızdaki olumsuzlukların çalışma enerjinizi aşağıya çekmesine izin vermeyin.

  • Sizi motive edici filmler izleyin, müzikler dinleyin, yürüyüş yapın, kendinize zaman ayırın. Kendinizi ettiğiniz motivasyonun etrafınıza da yararı olacaktır.


  • Kendi motivasyonunuz ile başkalarını ya da çalışanlarınızı motive edin. Onlarla birlikte moral yemekleri, toplantılar düzenleyin. Farklı aktivitelerde bulunun. Çalışma enerjilerinin düşmemesini sağlayın. Bu hem size iyi gelecek hem de etrafınızdaki kişiler bu motivasyon ile daha başarılı olacaktır.

  • Huzurlu bir çalışma ortamı yaratın. Güleryüz çalışma alanınızda eksik olmasın. Fiziksel yorgunluktan çok psikolojik yorgunluk  olan ortamda başarı geri planda kalacaktır.


  • Harekete geçmeden önce düşünün. Çevrenizde hata yapan biri olduysa onu dinleyin, önyargılı davranmayın. Bir dahaki hatada zaten gereken uyarıyı vereceksiniz.

  • Düzenli ve yeterli uyumaya çalışın. Bu hem vücudunuza hem de zihninize iyi geleceği için işinize odaklanmanız daha iyi olacaktır.

  • Beyin fırtınası yapın. Aklınızdan geçen fikirleri yazın, düşünün, kendi kendinize konuşun, birisiyle paylaşın ve tartışın. 

  • Yapacağınız işleri ertelemeyin. Hedeflerinize belirli zamanlar koyun ve o zaman diliminde tamamlamaya çalışın.

  • İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda moralinizi bozup karamsarlığa kapılmayın. Düzeleceğini düşünerek farklı çözüm yolları arayın.

  • İş ilişkilerinizde mantığınıza yer verin. Duygusal hareket ederseniz sonuçları sizin istediğiniz gibi olmayabilir.


  • Başarı merdivenini yavaş yavaş tırmandığınızı unutmayın ve sahip olduklarınızın değerini bilin, onlara sahip çıkın.

  • Canınızı sıkan bir durumda kendinizi sakinleştirecek ortam yaratın. Mesela eşinizle ya da çalışma arkadaşınızla bir probleminiz mi var? Önce düşünün, sakinleşin, sonra konuşun.

  • Mükemmel fırsatların kapınıza gelmesini beklemeyin. Siz onları elde etmek için peşinden koşun.

  • Etrafınızda negatif insanlar bulundurmaktan kaçının. Bu hem sosyal hayatınız için hem de iş hayatınız için çok iyi bir tercihtir. 

Hepimizin kafasında belirlediğimiz ufak tefek hedefler vardır. Fakat bir türlü bu hedeflere adım atmaya başlayamayız. Nerden başlayacağımızı bilemeyiz. Bununla ilgili en basit örnek, kilo vermek için karar veririz, bir hedef koyarız ve diyetisyene gideriz. Nedense devamı gelmez. Yaptığımız her işte bu böyledir. Koyduğumuz hedefte istikrarlı bir şekilde ilerleyememek. Yaptığımız en büyük yanlış. 



Hayatınızda, bu basit örnekte dahil, daha başarılı adımlarla ilerlemek istiyorsanız yukarıdaki önemli detaylara dikkat etmenizde yarar vardır. Unutmayın ki "Hiç kimse başarı merdivenlerini eli cebinde tırmanmamıştır." (Konfüçyüs)























Devamını oku
Küçük Odalarınızı Genişletmenin Sırları


Çocukluğumdan beri oturduğumuz evlerin odaları maalesef annemin istediği büyüklükte değildi. Sürekli eşyaların yerlerini değiştirerek geniş bir ortam ve değişiklik yaratmaya çalışırdık. Oturulan oda, küçük olduğu için, rahat nefes almak adına mümkün olduğu kadar düzenli olmalıdır. Küçük odaları ferah ve düzenli tutmaya çalışmak bence başlı başına bir yetenek. "Onu al oraya sığdır, onu getir buraya koy..." Hepimiz bu problem ile uğraşıyoruzdur.


Odalarımızı geniş göstermek artık eskisi kadar zor değil. Pratik çözümler sayesinde küçük odalarınızı daha geniş ve düzenli göstermeniz mümkün. Herkesin rahatlıkla uygulayabileceği, zor olmayan püf noktaları ile yaşam alanınızı ferah ve daha kullanışlı hale getirebilirsiniz. 


Öncelikle dolap sevmeyen kadın yoktur diye düşünüyorum. Evinizde ne kadar çok dolap bulundurursanız eşyalarınız o kadar gizli ve düzenli duracaktır. Tabiki burada seçeceğiniz dolapların renkleri de önemli. Açık renk seçtiğiniz dolaplarınız odanızı daha geniş gösterecektir.


Uygulayabileceğiniz kolay püf noktalarından kısaca bahsedelim:

  • Duvarınızın renginde kullancağınız perde odanızı olduğundan daha geniş gösterecektir. 

  • Dekorasyonunuzda mümkün olduğu kadar açık renkleri tercih edin. Böylelikle odanız daha ışıklı ve ferah görünecektir. Odanızı aydınlatırken doğal ışıktan yararlanın.

  • Küçük odanızda ferah bir ortam istiyorsanız odanızı sürekli düzenli tutmanız gerekmektedir. Fazla eşyalarınızı ortalıkta bırakmayın.

  • Seçeceğiniz halılarınızın düz renk veya az baskılı olmasına özen gösterin. Çok renkli, karışık desenli halılar odanızı daha da küçültecektir.

  • Size yer kazandıracak çok fonksiyonlu eşyalar kullanmayı tercih edin. Örneğin, alan nedeniyle sehpanız az ise koltuk kollarına koyabileceğiniz sehpa görevi gören ahşap malzemeler kullanın.

  • İstediğiniz kadar ayna kullanbilirsiniz. Aynalar yansıma nedeniyle odanızı daha geniş gösterecektir.

  • Çok fazla aksesuar, tablo ve eşya kullanmayı tercih etmeyin. Odanız ne kadar ferah ve sade olursa o kadar geniş görünecektir.

  • Katlanabilir ve tekerlekli eşyaları kullanarak istediğiniz zaman kaldırabileceğiniz için size daha fazla yer kazandıracaktır.

  • Boydan boya yaptıracağınız raflı dolaplar veya bol çekmeceler hem bütün fazlalıklarınızı toparlamaya yardımcı olur hem de daha fazla eşyanızı saklama alanı oluşturursunuz.


  • Herhangi bir odanızda kullanacağınız boydan boya gömme dolap odanızı geniş gösterecektir. Hem de fazla yatak, yorgan ve kıyafetlerinizi kaldırarak düzenli bir görüntü sağlayabilirsiniz. 

  • Taban renginizin açık renk olmasına dikkat edin. 

  • Odalarınızı dekore ederken çok zıt renkler değil de birbirine uyumlu renkler kullanmanız istediğiniz genişliği sağlamanıza yardımcı olacaktır.



Eviniz küçük olduğu için üzülmeyin. Seçeceğiniz mobilya, aksesuar ve eşyaların renkleri ile kendinize istediğiniz ferahlıkta bir yaşam alanı oluşturabilirsiniz. Mobilyalarınızı çok amaçlı kullanabileceğiniz tarzda seçin. Odanızın her alanını kullanın. Salonunuzda vitrin yerine küçük bir konsol almanız bütün yemek takımlarınızı toparlamaya yetecektir.


Küçük mekanları basit dokunuşlar ile geniş gösterebileceğinizi unutmayın..




Devamını oku